Kategori: İş hukuku

  • İşçinin “ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla” ayrılma talebi istifa değil, ikale sözleşmesi yapma yönünde bir icap olarak kabul edilmelidir

    Özet:Davacı iş aktini istifa ederek feshetmiştir. Uyuşmazlık haklı nedenle fesih olup olmadığı noktasındadır. Her ne kadar eldeki davada davacı iş aktini fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle feshettiğini bildirmişse de dosyada bulunan 25.4.2012 tarihli istifa dilekçesinde “…görevinden 25.4.2012 tarihi itibariyle özel nedenlerimden dolayı istifa ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuş ve öncesindeki 10.4.2012 tarihli elle yazılmış dilekçede “25.4.2012 tarihi itibariyle işi bırakıyorum” demiştir. Ayrıca mahkemece fazla mesai ve hafta tatili ücret alacaklarının olmadığı da belirlenmiştir. Şu durumda, davacının iş aktini kendi verdiği istifa dilekçesinde belirttiği şekliyle özel nedenlerden dolayı feshettiği kabul edilmeli ve bu sebeple feshin de 4857 sayılı İş Kanunda 24.maddesinde düzenlenen işçinin haklı nedenle fesih nedenleri arasında yer almamasından dolayı kıdem tazminatı isteminin reddi gerekir.

    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14/3 Askerlik hizmeti nedeniyle kıdem tazminatı

    T.C. Yargıtay Hukuk Dairesi 27.3.2014 Tarih, 2013/24078 Esas 2014/6933 Karar
    (daha&helliip;)

  • Davacı işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yöneticinin bulunması fazla çalışma ücreti talebi

    Özet:Somut olayda; öncelikle davacının yönetici konumunda olup olmadığının irdelenmesi zorunludur. Dosya içinde bulunan 28.09.2011 ve 06.01.2012 tarihli uyarı/yazılı savunma istemli yazılardan anlaşılacağı üzere davacı işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yöneticinin bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Hal böyle olunca işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, Toplu İş Sözleşmesinde belirlenen süreyi aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı mevcut olarak kabul edilmelidir.
    Ayrıca davacı davasını ispat noktasında işyeri kaydı olan işe devam çizelgelerine dayanmıştır. Dava dosyasına getirtilen işe devam çizelgelerinde davacının imzası ve davalının onayı mevcut olup bu işe devam çizelgelerinin sahteliği de ileri sürülmemiştir. Görüşü hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının fazla çalışma alacağı miktarını yazılı delil niteliğinde olan bu işe devam çizelgelerine dayandırarak belirlemiştir. Kaldı ki davalı tarafından da bu belgelenin aksi aynı kuvvet ve mahiyette başka bir belge ile de kanıtlanmış değildir. Yukarıda vurgulandığı üzere fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda hakkaniyet indirimine gidilemeyecektir. Hal böyle olunca mahkemece davacı işçinin fazla çalışma süresinin işveren kayıtlarına dayanan yazılı belge ile kanıtlandığı gözetilerek hakkaniyet indirimi yapılmaksızın hüküm kurması gerekirken yazılı belge ile ispatlanan fazla çalışma süresi karşılığı ücret miktarından hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm kurulması isabetsiz olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 Fazla çalışma ücreti

    Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 11.3.2014 Tarih, 2013/23199 Esas  2014/5735 Karar
    (daha&helliip;)

  • 6100 sayılı yeni HMK döneminde hakimin taraflara yemin teklif etme hakkı olduğunu hatırlatması gerekmediği gibi, resen yemin teklif etmesi de mümkün değildir

    Özet: Dava 1086 sayılı HUMK döneminde açılmış olup davalı vekili 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden önce vermiş olduğu cevap dilekçesinin deliller bölümünde “sair delil“ ibaresi ile yemin deliline dayanmıştır. Davanın devamı sırasında 6100 sayılı HMK yürürlüğe girmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 448, 450 ve Geçici 1.madde hükümlerine göre yemine ilişkin hükümlerinin davada uygulanması gerekmektedir. Buna göre hakimin taraflara yemin teklif etme hakkı olduğunu hatırlatması gerekmediği gibi resen yemin teklif etmesi de mümkün değildir.
    Ancak bu şekilde 1086 sayılı HUMK döneminde açılan davada açıkça ya da “sair delil” “her türlü yasal delil” ibaresi ile yemine deliline dayanan taraf, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra dahi kendisine yemin teklif etme hakkı olduğunun hatırlatılması gerektiği halde hatırlatılmadığını temyiz yolu ile ileri sürdüğü taktirde tarafın bu temyizine itibar etmek gerekip karar bu nedenle bozulmalıdır.
    Somut olayda davalı vekili cevap dilekçesinin deliler bölümünde “sair delil” ibaresi ile yemin deliline dayanmış bu hakkın hatırlatılmadığını açıkça temyize getirdiğinden bu hususun bozma nedeni yapılması gerekmektedir. Bu itibarla davalı vekiline yıllık izin açısından davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmalı, sonucuna göre usuli işlemlerin tamamlanmasından sonra yıllık izin ücret alacağı hakkında karar verilmelidir.

    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 225: Yeminin konusu

    T.C. Yargıtay  7. Hukuk Dairesi 11.3.2014 Tarih, 2013/20076 Esas . 2014/5616  Karar
    (daha&helliip;)

  • İşçinin iş sözleşmesinin Askerlik hizmeti nedeniyle sona ererse asıl işveren ve alt işveren birlikte sorumludur.

    Özet: Davalı İ.. A.Ş.’ne ait gemi ve iskelelerde kurulacak olan büfe, cafe ve restaurantlar şirket müşterilerinin yolculuğunun daha konforlu hale getirilmesine yönelik bir hizmettir. Bu hizmetler davalı İ.. A.Ş.’nin asıl işi değilse de yardımcı iş niteliğinde olup, davalılar arasındaki ilişki kira sözleşmesi olmayıp asıl-alt işveren ilişkisidir. Davalı İ.. A.Ş. asıl işveren olarak davacının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu halde mahkemece davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi isabetsizdir.

    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14 kıdem tazminatı
    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14/3 Askerlik hizmeti nedeniyle kıdem tazminatı
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 2/7 :Asıl işveren alt işveren

    Yargıtay  9.  Hukuk Dairesi  14.04.2015 Tarih,  2014/4027 Esas,2015/14110 Karar (daha&helliip;)

  • İşçinin imzası bulunan bordrolarda fazla mesai ödemesi görünüyorsa fazla mesai ücreti hesaplanamaz

    Özet :İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilmediği sürece geçerli yazılı delildir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Bu nedenle fazla çalışma hesabında 2010 yılı Nisan ve Mayıs aylarının dışlanması gerekirken hükme esas alınan raporda bu aylar dışlanmayıp fazla çalışma tahakkuklarının hesaplamadan düşülmesi hatalıdır.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 Fazla çalışma ücreti
    • Fazla çalışma ücretinde mahsup işlemi

    T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  . 2.6.2014 Tarih, 2012/14357 Esas 2014/17689 Karar (daha&helliip;)