Kategori: İş hukuku

  • Alt işverenin işçisi asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş Sözleşmesinden yararlanamaz

    Özet : Dava, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı tarafından ihale ile verilen işler davacının çalıştığı tarihte yürürlükte olan 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun’un 15. maddesinin (g) fıkrası uyarınca uzmanlık gerektiren işler olduğundan; yapılan sözleşmenin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesine aykırı olduğundan sözedilemeyeceği gibi davacının bağlı olduğu işveren şirket ile davalı Elektrik Üretim A.Ş. arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun alt işveren yönetmeliğinde belirtilen şartlara uygun olduğu kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinde alt işverenin işçisi asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağından alt işverenin işçisi olan davacının davalı asıl işverenin tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan alacak isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

    • Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklanan İşçilik Alacakları İstemi
    • Uzmanlık Gerektiren İş
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 2/7 :Asıl işveren alt işveren
    • Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi Ve Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 5538 Sayılı Kanun  Madde 18
    • 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Madde 15
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 19: Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler
    • 5784 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Madde 5
    • 1982 Anayasası (2709) Madde 90

    T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  29.04.2015 Tarih, 2015/22-772 Esas. 2015/1280 Karar (daha&helliip;)

  • İş kazası- alt işveren asıl işveren-müşterek ve müteselsil sorumluluk

    Özet: Sözleşmenin niteliğine göre, Ankara Ticaret Odası’nın diğer davalı temizlik firmasına işin tamamını devretmediği, yapılacak her türlü temizlik, personel durumları ve benzeri işlerin takip ve kontrolünün ATO idari işler Müdürlüğü’nce yerine getirileceği ve dolayısı ile ATO’nun üst işverenlik sıfatının devam ettiği anlaşıldığından; davalılardan ankara ticaret odası başkanlığı ‘nın asıl işveren olduğunun kabulü ile davacı sigortalı işçinin manevi zararından alt işveren şirket ile birlikte davalı Ankara Ticaret Odası başkanlığı ‘nın da müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekir.

    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14 kıdem tazminatı
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 2/7 :Asıl işveren alt işveren
    • Asıl işveren alt işveren birlikte sorumluluk

    T.C. Yargıtay Hukuk  Genel Kurulu 02.02.2011 Tarih, 2010/21-739 Esas  2011/5 Karar (daha&helliip;)

  • İş kazasının zamanaşımı süresinin başlangıcı olay tarihi değil, maluliyet oranının kesin olarak tespit edildiği tarihtir

    Özel: Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının 22.11.2000 tarihinde açtığı eldeki davada, Sosyal Sigortalar Kurumu Sağlık ve Maluliyet İşleri Daire Başkanlığı tarafından 30.11.2001 tarihinde sürekli iş göremezlik oranının %0 olarak tespit edildiğini öğrenmiştir. Davacı vekilinin 06.02.2002 tarihinde müvekkilinin sağ kolunun tamamen kullanılamaz hale geldiği belirtilerek sürekli iş göremezlik oranının yeniden belirlenmesi için itiraz etmesi üzerine, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 18.03.2003 tarihli raporu ile sigortalının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle maluliyet gerekmediğine karar verilmiştir. Davacının, beden gücü kayıp oranının tartışmalı bulunması ve 23.11.2003 tarihinde açılan sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemi ile dava edilmesi üzerine sorunun çözümü için Adli Tıp Kurumundan görüş sorulmuş ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 29 Ağustos 2007 tarihli raporu ile davacının sürekli iş göremezlik oranının % 15,2 olduğu tespit edilmiştir. İtiraz üzerine Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’nun 21 Ağustos 2008 tarihli kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranı %11,2 olarak son ve kesin olarak saptanmıştır. İşte davacı ortaya çıkan bu yeni ve kesin olguya dayalı olarak zamanaşımını kesmek amacıyla istemde bulunduğuna göre davanın zaman aşımına uğradığını kabul etmek mümkün değildir.

    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde  76 Islahın kapsamı ve sayısı
    • Islah Dilekçesi İle Talep Edilen Tazminat İstem
    • Tazminat İsteminin Zamanaşımına Uğrayıp Uğramadığı
    • İş Kazası Sonucu Bedensel Zarara Uğrama
    • Borçlar Kanunu(Mülga) (818) Madde 332
    • Borçlar Kanunu(Mülga) (818) Madde 125
    • Borçlar Kanunu(Mülga) (818) Madde 132
    • Borçlar Kanunu(Mülga) (818) Madde 133
    • Türk Ticaret Kanunu  (Mülga 6102) Madde 662

    T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  15.5.2015 Tarih, 2013/21-2035  Esas  2015/1345 Karar

    (daha&helliip;)

  • Vakıf üniversitelerinde çalışanların iş sözleşmelerinin sona erdirilmesinden doğan uyuşmazlıklara İş Mahkemelerinde bakılacaktır

    Özet :Dosya içeriğine göre davacı; davalı üniversitede üstlendiği görevi, davalı vakıf ile yaptığı bir sözleşme gereği yürütmüştür. Anılan sözleşme, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 23. maddesine istinaden ve bu maddenin verdiği yetkiye göre yapılmıştır. Anılan maddeye ve yapılan sözleşmeye göre, davalı ile davacı arasındaki ilişki; özel hukuk kurallarına göre belirlenen özel hukuk ilişkisidir. Davalı vakıf üniversitesinin, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa’da belirtilen hükümlere tabi olması, davacının iş sözleşmesi ile çalışma olgusunu ve buna bağlı olarak İş Mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz. Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davaya bakmaya idari yargı yeri görevli olduğundan davanın yargı yolu yanlışlığı nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.

    T.C. Y argıtay   7. Hukuk Dairesi 1.4.2014 Tarih, . 2014/2145 Esas 2014/7139 Karar (daha&helliip;)

  • İşçiye aynı eylem için hem ihtar hem de işten çıkarma cezası verilmesi mümkün değildir.

    Özet: Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre Yerel Mahkemece, davacının iş akdinin “davacının amirlerine karşı geldiği, verilen emir ve görevleri zamanında ve işyerinde uyarılara rağmen sakal traşı olmadığı” gerekçesiyle işverence haklı nedenle feshedildiği kabul edilmiştir. Mahkeminin kabulü, dosyadaki bilgi ve belgelere ve oluşa uygun değildir. Öncelikle, dosya içeriğinden davacının hangi görevlerini, ne zaman yerine getirmediği ve davacının amirlerine ne şekilde karşı geldiği davalı tarafından somut olarak açıklanmayıp ispatlanmamıştır. Ayrıca, davacının iş akdinin feshedildiği, 17.08.2009 tarihinde, davacıya bu hususla ilgili ihtar verildiği ve tekrarı halinde iş akdinin feshedileceğinin bildirildiği anlaşılmakltadır. Davacının belirtilen soyut davranışları nedeniyle işçiye, hem ihtar cezası iş akdinin feshi cezası verilmesi mümkün değildir. İşaret olunan nedenlerle, Yerel Mahkemece, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğunun kabul edilerek, davacının kıdem ve ihbar tazminatı istemlerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

    T.C. Yargıtay  9. Hukuk Dairesi 5.5.2014 Tarih, 2012/8162 Esas 2014/14328 Karar
    (daha&helliip;)