Kategori: İş hukuku

  • Henüz tanıklar dinlenmeden tanık sayısı sınırlandırılamaz

    Özet: Henüz tanıklar dinlenmeden tanık sayısı sınırlandırılamaz. Bir kısım tanıklar dinlendikten sonra tanıkların yeterliliği değerlendirilebilir.

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi,22.09.2014 tarih, 2012/28422 Esas, 2014/27484  Karar

    İçtihat Metni

    Mahkemece 04.07.2011 tarihli oturumda davalı tanıkları açısından iki tanığın dinlenilmesine karar verilmiş ve bir sonraki oturumda da aynı ara karar sürdürülüp iki davalı tanığı dinlenerek sonuca gidilmiş ise de, mahkemenin bu işlemi hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir. 1086 sayılı HUMK. Döneminde mahkemenin tanık sayısını belirleme hak ve yetkisi yoktur. 6100 sayılı HMK.döneminde dinlenen tanıkların yeterliliğini takdir mahkemeye ait ise de, yeni düzenlemenin amacı bir kısım tanıklar dinlendikten sonra toplanan delillerin karar vermeye yeterli olması halinde yargılamanın uzamaya sebebiyet vermeden sonuçlandırılmasıdır. HMK döneminde henüz tanıklar dinlenmeden tanık sayısında sınırlama yapılamaz. Bu nedenle mahkemece tanıklar dinlenmeden tanık sayısında sınırlama yaparak karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    Sonuç:
    Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 22.09.2014 gününde oybirliğiyle  karar verildi.

    *LÜTFEN DİKKAT!

    ** Önemli Yargıtay emsal karar alma sitesinden Avukat Adil Yaman tarafından derlenen kararlar izin almadan kullanılmaz, sadece kararın özetini sunmak ve kaynak gösterilmek koşuluyla www.adilyaman.av.tr sitesine link verilir, hiçbir şekilde yayınlanamaz. Sitede yayınlanan makaleler ve Yargıtay Kararları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) kapsamında korunmaktadır.

  • İşçi aleyhine öngörülen cezai şart  karşılıklılık ilkesine uyulmak koşuluyla geçerli olacaktır.

    Özet: İş Kanunun 11. maddesinde belirlenen şartlar mevcut değilse, sözleşmede belirli süreli olduğu yazılsa dahi, o sözleşmenin belirli süreli sözleşme olduğu kabul edilemez. Ancak, böyle bir sözleşmede işçinin belirli bir sürede çalışacağı öngörülebilir. Buna bağlı olarak öngörülen cezai şart da karşılıklılık ilkesine uyulmak koşuluyla geçerli olacaktır. Vakıf üniversitesinde çalışan yardımcı doçentin belirsiz hizmet sözleşmesiyle çalışması mümkündür.

    • 4857 sayılı İş Kanunu Madde 11 belirsiz süreli iş sözleşmesi
    • Vakıf Üniversitesinde çalışan öğretim görevlisi
    • İşçi aleyhine öngörülen cezai şart  karşılıklılık ilkesine uyulmak koşuluyla geçerli olacaktır.

    (daha&helliip;)

  • İşçiden alınmış olan teminat senedinin iptali davasında tanık deliline başvurulabilenecektir.

    Özet : İşçiden alınmış olan teminat senedinin iptali davasında tanık deliline başvurulabilenecektir. İşverenin ticari kayıtları da incelenmelidir.

    • İşçiden teminat senedi alınması
    • İşverenin ticari kayıtlarının incelenmesi gerekmesi
    • İşçiyi borçlandırarak  tazminat ödemekten kaçınma

    Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.02.2014 tarih, 2013/25501 Esas 2014/3863 Karar (daha&helliip;)

  • Islah için verilen sürenin ve sonuçlarının açık şekilde belirtilmesi gerekir.

    Özet: Islah için verilen sürenin ve sonuçlarının açık şekilde belirtilmesi gerekir.

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 18.09.2014 tarih, 2012/23668  Esas 2014/27170 Karar

    İçtihat Metni
    Dosyanın incelenmesinden, 21.12.2011 tarihli celsede davacı vekilinin, “Bilirkişi raporunu inceleyerek beyanda bulunalım gerekirse ıslah dilekçesini sunacağım” dediği, yerel Mahkemece, “Davacı vekiline bilirkişi raporunu inceleyerek beyanda bulunmak ve ıslah dilekçesini sunmak üzere süre verilmesine” dair ara kararı kurularak duruşmanın 07.03.2012 tarihine ertelendiği, 07.03.2012 tarihinde davacı vekilinin ıslah dilekçesini sunduğu, ancak yerel Mahkemenin HMK’nın 181.maddesi gereğince ıslah için kanunda belirtilen sürenin bir hafta olup hakimin kanunda belirtilen süreleri uzatma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle ıslah talebinin reddine karar verdiği anlaşılmıştır.
    Bu durumda, yerel Mahkemece ıslah için verilen sürenin açıkça belirtilmemesi ve neticelerinin hatırlatılmaması isabetsiz olup, hükmün sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONuÇ
    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA , peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    *LÜTFEN DİKKAT!

    ** Önemli Yargıtay emsal karar alma sitesinden Avukat Adil Yaman tarafından derlenen kararlar izin almadan kullanılmaz, sadece kararın özetini sunmak ve kaynak gösterilmek koşuluyla www.adilyaman.av.tr sitesine link verilir, hiçbir şekilde yayınlanamaz. Sitede yayınlanan makaleler ve Yargıtay Kararları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) kapsamında korunmaktadır.

  • İş kazası sonucu, zarara uğrayan işçi veya hak sahiplerinin maddi veya manevi tazminat talepleri, ancak işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltilebilir.

    Özet : Gerçekten, bir iş kazası sonucu, zarara uğrayan işçi veya hak sahiplerinin maddi veya manevi tazminat talepleri, ancak işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltilebilir. Bunun dışında, alt işveren olarak tabir edilen kişiler aracılığı ile işe alınan işçilerin uğrayacakları zararlardan dolayı, asıl işveren alt işverenle birlikte olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 Sayılı Yasa’nın 2/6 maddesi uyarınca sorumlu olur.

    • 4857 Sayılı İş Yasası 2/6 Asıl işveren Alt işveren
    • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde  12 Asıl işveren lş işveren
    • 6098 sayılı Borçlar Kanunu Madde 51 maddi tazminat
    • 6098 sayılı Borçlar Kanunu Madde 56 manevi tazminat
    • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde  12 Asıl işveren Alt işveren

    (daha&helliip;)