Yazar: avadilyaman

  • 6100 sayılı yeni HMK döneminde hakimin taraflara yemin teklif etme hakkı olduğunu hatırlatması gerekmediği gibi, resen yemin teklif etmesi de mümkün değildir

    Özet: Dava 1086 sayılı HUMK döneminde açılmış olup davalı vekili 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden önce vermiş olduğu cevap dilekçesinin deliller bölümünde “sair delil“ ibaresi ile yemin deliline dayanmıştır. Davanın devamı sırasında 6100 sayılı HMK yürürlüğe girmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 448, 450 ve Geçici 1.madde hükümlerine göre yemine ilişkin hükümlerinin davada uygulanması gerekmektedir. Buna göre hakimin taraflara yemin teklif etme hakkı olduğunu hatırlatması gerekmediği gibi resen yemin teklif etmesi de mümkün değildir.
    Ancak bu şekilde 1086 sayılı HUMK döneminde açılan davada açıkça ya da “sair delil” “her türlü yasal delil” ibaresi ile yemine deliline dayanan taraf, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra dahi kendisine yemin teklif etme hakkı olduğunun hatırlatılması gerektiği halde hatırlatılmadığını temyiz yolu ile ileri sürdüğü taktirde tarafın bu temyizine itibar etmek gerekip karar bu nedenle bozulmalıdır.
    Somut olayda davalı vekili cevap dilekçesinin deliler bölümünde “sair delil” ibaresi ile yemin deliline dayanmış bu hakkın hatırlatılmadığını açıkça temyize getirdiğinden bu hususun bozma nedeni yapılması gerekmektedir. Bu itibarla davalı vekiline yıllık izin açısından davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmalı, sonucuna göre usuli işlemlerin tamamlanmasından sonra yıllık izin ücret alacağı hakkında karar verilmelidir.

    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 225: Yeminin konusu

    T.C. Yargıtay  7. Hukuk Dairesi 11.3.2014 Tarih, 2013/20076 Esas . 2014/5616  Karar
    (daha&helliip;)

  • İşçinin iş sözleşmesinin Askerlik hizmeti nedeniyle sona ererse asıl işveren ve alt işveren birlikte sorumludur.

    Özet: Davalı İ.. A.Ş.’ne ait gemi ve iskelelerde kurulacak olan büfe, cafe ve restaurantlar şirket müşterilerinin yolculuğunun daha konforlu hale getirilmesine yönelik bir hizmettir. Bu hizmetler davalı İ.. A.Ş.’nin asıl işi değilse de yardımcı iş niteliğinde olup, davalılar arasındaki ilişki kira sözleşmesi olmayıp asıl-alt işveren ilişkisidir. Davalı İ.. A.Ş. asıl işveren olarak davacının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu halde mahkemece davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi isabetsizdir.

    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14 kıdem tazminatı
    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14/3 Askerlik hizmeti nedeniyle kıdem tazminatı
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 2/7 :Asıl işveren alt işveren

    Yargıtay  9.  Hukuk Dairesi  14.04.2015 Tarih,  2014/4027 Esas,2015/14110 Karar (daha&helliip;)

  • İşçinin imzası bulunan bordrolarda fazla mesai ödemesi görünüyorsa fazla mesai ücreti hesaplanamaz

    Özet :İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilmediği sürece geçerli yazılı delildir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Bu nedenle fazla çalışma hesabında 2010 yılı Nisan ve Mayıs aylarının dışlanması gerekirken hükme esas alınan raporda bu aylar dışlanmayıp fazla çalışma tahakkuklarının hesaplamadan düşülmesi hatalıdır.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 Fazla çalışma ücreti
    • Fazla çalışma ücretinde mahsup işlemi

    T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  . 2.6.2014 Tarih, 2012/14357 Esas 2014/17689 Karar (daha&helliip;)

  • Vakıf üniversitelerinde çalışanların iş sözleşmelerine ilişkin davalara İş Mahkemesinde bakılacaktır.

    Özet: Tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde, özellikle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek. 11. maddesine, 6745 sayılı Kanun ile 20/08/2016 tarihinde getirilen 10. bentte, hizmet sözleşmeleri hususunda 4857 sayılı İş Kanunu’na atıf yapılması ve taraflar arasında imzalanmış sözleşmelerde, sözleşmelere idari sözleşme niteliği verecek, kamusal yetkinin getirdiği üstünlük ve ayrıcalığın bulunmaması nedeniyle idareye tanınan üstünlük ve otorite ölçütünün yokluğu, davacı ile davalı Üniversite arasında bağıtlanan sözleşmelerin bireysel iş sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla bu iş ilişkisinin özel hukuk kurallarına göre belirlenen özel hukuk ilişkisi olduğunu göstermektedir. Davalı Vakıf Üniversitesinin, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa’da belirtilen hükümlere tabi olması, davacının iş sözleşmesi ile çalışma olgusunu ve buna bağlı olarak İş Mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz. Uyuşmazlık, Adli Yargı yolunda ve İş Mahkemesinde çözülmelidir.

    T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi    04.03.2021 Tarih, 2021/1478 Esas,  2021/5636 Karar (daha&helliip;)

  • Öğretim görevlisi ile vakıf üniversitesi arasındaki işçi-işveren ilişkisinden kaynaklı uyuşmazlıklar adli yargıda çözülmelidir

    Özet: Belirtilen yasal düzenlemeler, dosya kapsamı, tüm bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı Üniversitede üstlendiği görevini davalı Vakıf Üniversitesi ile yaptığı sözleşme gereği yürüttüğü, sözleşmede aylık ücret miktarı, başta yıllık izin olmak üzere diğer izinlerin kullanılma şekli, özlük hakları bakımından 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin geçerli olacağı, davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshi durumunda İş Kanunu’nun 25. maddesinin uygulanacağı hususlarına dair düzenlemeler bulunduğu, anılan sözleşmenin Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 23. maddesine istinaden ve bu maddenin verdiği yetkiye göre yapıldığı, anılan maddeye ve yapılan sözleşmeye göre davacıyla davalı arasındaki ilişkinin özel hukuk kurallarına göre belirlenen özel hukuk ilişkisi olduğu ortadadır. Kanunlarımızda öğretim elemanları ile yapılan sözleşmenin idari hizmet sözleşmesi olduğuna yönelik bir düzenleme bulunmaması, malî ve idari konular taraflarca sözleşme özgürlüğü çerçevesinde değerlendirildiğinden yapılan sözleşmenin idari sözleşme olarak nitelendirilmesinin mümkün olmaması, vakıf üniversiteleri ile öğretim elemanları arasındaki sözleşmenin, sözleşme özgürlüğüne dayalı, kuralları tarafların serbest iradeleriyle belirlenen bir özel hukuk sözleşmesi olması nedenleriyle davalı Üniversite ile davacı öğretim görevlisi arasındaki işçi-işveren ilişkisinden kaynaklı özel hukuka tabî bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların çözümünde adli yargı görevli olduğu ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi gereği uyuşmazlığın iş mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

    T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu    14.12.2021 Tarih,  2019/663 Esas,  2021/1668 Karar (daha&helliip;)