Trafik kaydında görünen kişinin işleten ve sorumlu olmadığının anlaşılmasıyla husumet yönünden ret kararı verilmesi halinde, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemez.

Özet: Davada husumetin trafik kaydında görünen kişiye yöneltilerek açılmasından sonra, trafik kaydında görünen kişinin işleten ve sorumlu olmadığının anlaşılmasıyla husumet yönünden ret kararı verilmesi halinde, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemez. Zira, burada trafik kaydına bakarak dava açan davacının kusurunun varlığından söz edilemez.

  • 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 3: tanımlar İşleten kavaramı
  • 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 19:  Tescil belgesi alma zorunluluğu
  • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 56 manevi tazminat
  • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde  320:Vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 10.05.2011 Tarih, 2010/6075 Esas,  2011/5466 Karar.

“İÇTİHAT METNİ”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalı …. Kiralama A.Ş ve diğerleri aleyhine 12/06/2007-01/07/2009 günlerinde verilen dilekçelerle ölümlü trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalılar … ve … Tic. Türk A.Ş vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların ve davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalılardan … Oto Kiralama AŞ hakkındaki istem husumet yönünden reddedilmiş; diğer davalılar hakkındaki istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ve davalılardan … ile … tarafından temyiz olunmuştur.
Zarara yol açan olaya karışan araç, trafikte davalılardan … Oto Kiralama AŞ adına kayıtlıdır. Davacı, bu kaydı esas alarak davasını işleten sıfatıyla ona yöneltmiştir. Karayolları Trafik Yasası’nın 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir belirti (karine) değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işleten sıfatının üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasal düzenleme de yoktur. İşleten sıfatı, trafik kaydı adına olan kişiden mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süre ile kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiye geçmiş olur. Ancak zarara uğrayan, dava açmadan önce işletenliğin trafik kaydında adı yazılı kişiden başka bir kişiye satış yolu ile geçmiş bile olsa geçip geçmediğini araştırmakla yükümlü tutulamaz. Olağan olanı, husumetin trafik kaydında adı yazılı olan kişiye yöneltilmesidir.

Dava konusu olayda, trafik kaydına göre hakkında dava açılan … Oto Kiralama AŞ’nin işleten olmadığı yargılama aşamasında sunulan ve getirilen kanıtlarla belirlendiğinden, trafik kaydına göre dava açan davacılar, davanın husumet yönünden reddedilmesi nedeniyle avukatlık ücreti ile sorumlu tutulamazlar.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek; hakkındaki dava husumet nedeniyle reddedilen davalılardan … Oto Kiralama AŞ yararına avukatlık ücreti takdir edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

3-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince;

Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın oluş biçimi ve günü, tarafların kusur durumu ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarları fazladır.

Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacılar yararına daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 10/05/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir