Özet: Irak ile Türkiye arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığı, davacının iş kazası geçirdiğini iddia ettiği şirketin Irak mevzuatına göre kurulmuş bir şirket olduğu, davacının hizmet cetveli incelendiğinde, davacının davalı şirketten herhangi bir bildirimi olmadığı, davalı şirketin davacıyı geçici olarak yurt dışına götürüldüğüne dair bir kanıt bulunmadığı, taraflar arasında yazılı hizmet sözleşmesi bulunmadığı, davalı işveren tarafından Kurumla arasında yapılmış bir topluluk sigortası bulunmadığı, işveren sıfatının yabancı firmaya ait olması karşısında, mülkilik prensibi gereği davacının Türkiye’de sigortalı kabul edilemeyeceği ve geçirdiği kazanın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/6258 E. 2022/9136 K. sayılı ilamı), Bu açıklamalar kapsamında davacı her ne kadar kazayla neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış ise de; olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında iş mahkemeleri’nce görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır.
O halde, dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. ve devamı maddeleri çerçvesinde genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek çözüme kavuşturulması görevinin genel mahkemelere ait olduğu, İş Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
- 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Kanunu madde :13 iş Kazası
- 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Kanunu madde 16 iş Kazası sağlanan haklar
- 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 51 :Tazminatın belirlenmesi
- 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 52 : Sürekli iş göremezlik
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 06.10.2025 Tarih, 2025/7189 Esas, 2025/13038 Karar (daha&helliip;)