Yazar: avadilyaman

  • İşe iade başvurusu işçi asil veya vekili avukat aracılığı ile yapılabilir

    Özet: 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Yasada işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen görüşü bu yöndedir (Yargıtay HGK 17.6.2009 gün ve 2009/9 232E, 2009/278K.).

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 18- 21 İşe iade davası geçersiz fesih
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 21 Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları
    • İşe iade davası sonrası işverene başvuru

    Yargıtay  (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 02.06.2014 Tarih,  2014/3181 Esas , 2014/11189 Karar  (daha&helliip;)

  • Özel öğretim kurumları personeli ile yapılan sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi olduğu sonucuna varılmıştır.

    Özet: Dava, işe iade istemine ilişkindir. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile eğitim ve öğretimin, öğrenciler bakımından kesintisiz devam etmesi amaçlandığından, “en az bir takvim yılı süreli” sözleşme imzalanmasını öngören 5580 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesi, diğer maddelerle birlikte değerlendirildiğinde özel öğretim kurumları personeli ile yapılan sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi olduğu sonucuna varılmıştır.

    T.C. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu   23.2.2018 tarih 2017/1 Esas  2018/2 Karar (daha&helliip;)

  • Davalı hakkında bir başka davada vekalet alan bilirkişinin yerine taraflarla ilişkisi olmayan bilirkişi atanmasının gerekir

    Özet: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 272. maddesi uyarınca hakimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar bilirkişiler bakımından da uygulanacaktır. Davalı hakkında bir başka davada vekalet alan bilirkişinin yerine taraflarla ilişkisi olmayan bilirkişi atanmasının gerekir. (daha&helliip;)

  • Henüz tanıklar dinlenmeden tanık sayısı sınırlandırılamaz

    Özet: Henüz tanıklar dinlenmeden tanık sayısı sınırlandırılamaz. Bir kısım tanıklar dinlendikten sonra tanıkların yeterliliği değerlendirilebilir.

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi,22.09.2014 tarih, 2012/28422 Esas, 2014/27484  Karar

    İçtihat Metni

    Mahkemece 04.07.2011 tarihli oturumda davalı tanıkları açısından iki tanığın dinlenilmesine karar verilmiş ve bir sonraki oturumda da aynı ara karar sürdürülüp iki davalı tanığı dinlenerek sonuca gidilmiş ise de, mahkemenin bu işlemi hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir. 1086 sayılı HUMK. Döneminde mahkemenin tanık sayısını belirleme hak ve yetkisi yoktur. 6100 sayılı HMK.döneminde dinlenen tanıkların yeterliliğini takdir mahkemeye ait ise de, yeni düzenlemenin amacı bir kısım tanıklar dinlendikten sonra toplanan delillerin karar vermeye yeterli olması halinde yargılamanın uzamaya sebebiyet vermeden sonuçlandırılmasıdır. HMK döneminde henüz tanıklar dinlenmeden tanık sayısında sınırlama yapılamaz. Bu nedenle mahkemece tanıklar dinlenmeden tanık sayısında sınırlama yaparak karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    Sonuç:
    Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 22.09.2014 gününde oybirliğiyle  karar verildi.

    *LÜTFEN DİKKAT!

    ** Önemli Yargıtay emsal karar alma sitesinden Avukat Adil Yaman tarafından derlenen kararlar izin almadan kullanılmaz, sadece kararın özetini sunmak ve kaynak gösterilmek koşuluyla www.adilyaman.av.tr sitesine link verilir, hiçbir şekilde yayınlanamaz. Sitede yayınlanan makaleler ve Yargıtay Kararları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) kapsamında korunmaktadır.

  • İşçi aleyhine öngörülen cezai şart  karşılıklılık ilkesine uyulmak koşuluyla geçerli olacaktır.

    Özet: İş Kanunun 11. maddesinde belirlenen şartlar mevcut değilse, sözleşmede belirli süreli olduğu yazılsa dahi, o sözleşmenin belirli süreli sözleşme olduğu kabul edilemez. Ancak, böyle bir sözleşmede işçinin belirli bir sürede çalışacağı öngörülebilir. Buna bağlı olarak öngörülen cezai şart da karşılıklılık ilkesine uyulmak koşuluyla geçerli olacaktır. Vakıf üniversitesinde çalışan yardımcı doçentin belirsiz hizmet sözleşmesiyle çalışması mümkündür.

    • 4857 sayılı İş Kanunu Madde 11 belirsiz süreli iş sözleşmesi
    • Vakıf Üniversitesinde çalışan öğretim görevlisi
    • İşçi aleyhine öngörülen cezai şart  karşılıklılık ilkesine uyulmak koşuluyla geçerli olacaktır.

    (daha&helliip;)