Yazar: avadilyaman

  • Fazla çalışma alacağını ortadan kaldırmak için bordrolarda sembolik fazla çalışma gösterilmesi

    Özet: Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre işverence işçilerin fazla çalışma ücreti talep etmesine engel olacak şekilde sembolik fazla çalışma tahakkukları yapılırsa bu aylar fazla çalışma hesabından dışlanmaz ancak yapılan fazla çalışma ödemeleri tespit edilen fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 Fazla çalışma ücreti
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 100 kısmi ödeme

    Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 10.03.2014 Tarih, 2013/22464  Esas . 2014/5560 Karar

    (daha&helliip;)

  • İşçinin başka bir işçiyle tartışmasının sataşma boyutunda olmaması

    Özet: Dosya içeriği, tanık beyanları ve özellikle feshe konu olan olay ile ilgili tutulan tutanak birlikte değerlendirildiğinde; davacı işçinin davalı işverenin bir başka işçisine sataşma mahiyetinde darp, cebir, tehdit, hakaret vs. şeklinde feshi gerektirir ağırlıkta bir eyleminin olmadığı anlaşılmaktadır.
    Tutanak içeriği ve tanık beyanları, davacının davalı işverenin diğer işçisi ile yüksek sesli tartıştığı, tartışma sırasında hakaret içermeyen kelimeler kullandığı doğrultusundadır. Her ne kadar işveren hakaret içeren kelimeler kullanıldığını savunmuş ve tutanakta da bu şekilde yazılmış ise de; hakaret içeren kelimelerin neler olduğu incelemeye yeterli nitelikte deliller ile ortaya konulmamıştır.
    Hal böyle olunca Mahkemece; davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteğinin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  25 İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı
    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14 kıdem tazminatı
    • İşçinin başka bir işçiyle tartışmasının sataşma boyutunda olmaması

    T.C Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi Esas  10.03.2014 Tarih, 2013/22471  Esas  2014/5561Karar (daha&helliip;)

  • Belirsiz alacak davasının koşullarının olmadığı durumda tamamlanabilir dava şartı olduğu kabul edilmelidir.

    Özet: Dosya içeriğine göre davacının davalı işyerinde çalıştığı ve hizmet süresinde uyuşmazlık olmadığı, iş sözleşmesinin feshi nedeni ile davacının kıdem ve ihbar tazminat alacaklarını belirsiz alacak davası konusu ettiği, kısmi miktar belirtilmesi nedeni ile kısmi eda külli tespit niteliğinde olduğu, davacının brüt ücretinin 1.560,00 TL olduğunu iddia etmesine rağmen, imzasız bordroda ücretin 1.490.76 TL brüt olduğu, hesap raporunun buna göre belirlendiği, ücretin taraflar arasında ihtilaflı ve tartışmalı olması nedeni ile tazminatların belirsiz alacak niteliğinde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. O halde davacının kısmi eda külli tespit niteliğinde belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı vardır. Belirsiz alacak davasının esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
    Diğer taraftan somut uyuşmazlıkta bir an için tazminatların başlangıçta belirlenebileceği kabul edilse dahi, belirlenebilir olan tazminatlar hesap raporu ile belirlenmiştir. Alacak belirsiz alacak davası konusu yapılmayacağı kabul edilse dahi tamamlanabilir dava şartı olan hukuki yarar şartını yerine getirmesi için kesin süre verilmeden yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır.

    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 107  Belirsiz alacak davası
    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 109 Kısmi dava

    T.C. Yargıtay  (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 18.06.2014 Tarih, 2014/31734 Esas 2014/35646 Karar (daha&helliip;)

  • Haksız fiil sorumluluğuna göre muvazaalı işlemin taraflarının sorumlu olacağı

    Özet: Muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ızrar edilmesi ona karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle hakları halele uğratıldığı takdirde haksız fiil sorumluluğuna dayanarak muvazaalı hukuki işlemi yapan taraftan zararının tazminini isteyebilir. Haksız fiil işleyen kimse uygun illiyet bağı çevresine giren bütün zararlardan sorumludur. Ayrıca muvazaa sebebiyle akdin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılan hallerde muvazaa ileri sürülemez.
    Gerek asıl-alt işveren ilişkisi bulunması ve gerekse muvazaalı ilişki bulunması hallerinde Üniversite dışında her iki davalının da 4857 sayılı Kanunun 2. maddesi doğrultusunda sorumluluklarının bulunduğu gözetilmeden sadece Üniversite aleyhine hüküm kurulması hatalı olup bu durum kararı temyiz eden davalı üniversitenin de hak alanını ilgilendirdiğinden bozma nedenidir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 2 Asıl işveren alt işveren
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 2 İş hukukunda muvazaa
    • İş hukukunda muvazaa

    T.C .  (Kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 21.01.2014 Tarih, 2013/54865  Esas 2014/690 Karar
    (daha&helliip;)

  • Toplu iş sözleşmesi yetki tespitine itiraz davasında yetkili mahkeme

    Özet: 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 79. maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar iş davalarına bakmakla görevli ve yetkili mahkemelerde görülür. Ancak yedinci ila on birinci bölümlerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar için, görevli makamın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.” denilmiştir.
    Yukarıdaki hükmün yollamada bulunduğu aynı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde de Görevli Makamın; “İşyeri toplu iş sözleşmesi için işyerinin, işletme toplu iş sözleşmesi için işletme merkezinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünü, aynı Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün yetki alanına giren işyerleri için yapılacak grup toplu iş sözleşmelerinde bu işyerlerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünü, birden fazla Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün yetki alanına giren işyerlerini kapsayacak grup toplu iş sözleşmesi için ise Bakanlığı” ifade edeceği belirtilmiştir.

    • 6356 Sayılı Sendikalar STİŞ Kanunu madde 41 : Toplu İş Sözleşmesinin Yapılması Yetki
    • 6356 Sayılı Sendikalar STİŞ Kanunu madde 79 : Görevli ve yetkili mahkeme

    T.C Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 18.06.2014 Tarih,  2014/17431 Esas . 2014/20148 Karar (daha&helliip;)