Yazar: avadilyaman

  • Fazla çalışma ücreti hesaplandıktan sonra banka kanalı ile ödendiği tespit edilen fazla çalışma alacağının mahsubu ile sonuca gidilmelidir

    Özet: Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından tüm döneme ilişkin davacının imzasını içermeyen ücret bordroları sunulmuş olup tüm ücret bordrolarında fazla mesai tahakkukunun bulunması ve söz konusu tahakkukların banka kanalı ile ödendiği, bu durumda fazla çalışmanın daha fazla olduğu iddiasının yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği gerekçesi ile davacının fazla mesai alacağı talebinin reddine karar verilmiş ise de söz konusu gerekçe yukarıda açıklanan Dairemiz içtihadına uygun düşmemektedir. Mahkemece yapılması gereken, dosya kapsamındaki delillere göre davacının fazla mesai ücreti hesaplandıktan sonra banka kanalı ile ödendiği tespit edilen fazla mesai alacağının mahsubu ile sonuca gitmektir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 :Fazla çalışma ücreti
    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 200: Senetle ispat zorunluluğu
    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 201: Senede karşı tanıkla ispat yasağı
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 100 Mahsup kısmi ödeme

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 25.11.2020 Tarih, 2016/33540 Esas, 2020/16843 Karar. (daha&helliip;)

  • Dava konusu edilemeyen manevi tazminat istemi ıslah yoluyla istenemez

    Özet: Açıklanan nedenlerle, haksız fiil nedenine dayalı tazminat istemli davada, davanın konusunu sadece maddi tazminat oluşturmaktadır. Dava konusu edilmeyen manevi tazminat talebi ayrı bir müddeabihtir. Bu nedenle de ıslahın konusu olamayacakları; eş söyleyişle eldeki davada başlangıçta dava edilmeyip, ıslahla davaya katılmak istenen manevi tazminat ayrı bir müddeabih olmakla, ayrı bir davanın konusunu teşkil edecekleri, kanaatına oyçokluğu ile varılmıştır. Nitekim benzer ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 29.06.2011gün ve 2011/1-364-453 E. / K. sayılı kararında da kabul edilmiştir.
    Görüşmeler sırasında azınlıkta kalan üyeler şu görüşleri savunmuşlardır: davalar arasında 6100 sayılı HMK’NIN 166/4 maddesi kapsamında bağlantı bulunması halinde ıslah yolu ile dava dilekçesinde yer alamayan bir talebin eklenebileceği, tek bir eylem olduğuna göre bu eyleme dayalı taleplerin ıslah yolu ile eklenebileceği, tamamen ıslah ile dava dilekçesinin tamamını değiştirme hakkına sahip olan davacıya kısmen ıslah ile manevi tazminat isteminin eklenmesinin kabul edilmemesinin usul hükümlerine aykırı olduğu, başvuru harcı yatırılmış ise bu talebin bir ek dava gibi kabul edilerek karar verilebileceği, başvuru harcı yatırılmamışsa da, peşin karar ve ilam harcı ödenmek suretiyle verilen bu dilekçenin ayrı bir dava olarak kabul edilmesi gerektiği, başvuru harcının sonradan ikmal ettirilebileceği, usul ekonomisi ve süreye bağlı talepler bakımından arz ettiği önem nedeniyle böyle bir dilekçenin ayrı bir dava dilekçesi olarak kabul edilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği, objektif dava birleşmesi olan davalarda talep kısmının ıslah ile arttırılabileceği, çağdaş hukuk sistemlerinde ıslah hükümlerinin bulunmadığı, hakka ulaşmanın önündeki engellerin kaldırılması gerektiği görüşleri savunulmuş ise de, Kurul çoğunluğunca bu görüşler kabul edilmemiştir.
    Oluşan bu durum karşısında, mahkemece açıklanan ilkeler çerçevesinde manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmesi ve bu kararda direnilmesi usul ve yasaya uygun olup; direnme kararının onanması gerekir.

    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 176: Islahın kapsamı ve sayısı
    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 177: Islahın zamanı ve şekli
    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 178: Islah sebebiyle ortaya çıkan yargılama giderleri ve karşı tarafın zararının ödenmesi
    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 179: Islahın etkisi
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 54 Bedensel zararlar
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 55 Tazminatın belirlenmesi
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 56 manevi tazminat

    (daha&helliip;)

  • Aidat borçlarının talep edilebilmesi için aidat borçlarının öncelikle kiraya veren tarafından ödenmiş olması gerekir.

    Özet : Takipte kira alacağı ile birlikte aidat borçlarının da talep edildiği anlaşılmakta; aidat borçlarının talep edilebilmesi için aidat borçlarının öncelikle kiraya veren tarafından ödenmiş olması gerekmektedir. Mahkemece apartman yönetiminden kayıtlar getirtilerek varsa banka kayıtları da incelenerek, davalı kiracının sorumlu olduğu döneme ait aidat bedellerinin davacı tarafça ödenip ödenmediği tespit edilip sonucuna bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 314:2. İfa zamanı
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 315 Kira bedelini ve yan giderleri ödeme borcu
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde :Kiracının temerrüdü

    Yargıtay 3. Hukuk Dairesi       21.01.2019 Tarih,   2017/5012 Esas,  2019/308 Karar. (daha&helliip;)

  • Tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılmalıdır

    Özet: 1. Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi’nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE,

    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 52 destekten yoksun kalma tazminatı
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 52 Sürekli iş göremezlik
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 52 Geçici iş göremezlik
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 54 Bedensel zararlar
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 55 Tazminatın belirlenmesi
    • 5235 sayılı Kanunu madde 35: Uyuşmazlığın giderilmesi

    (daha&helliip;)

  • Kiracı yan giderleri ödemediği için temerrüt gerçekleştiğinden tahliye kararı verilmelidir

    Özet: TBK’nın 314 ve TBK’nın 315. maddesi gereğince ödemekle yükümlü olduğu yan giderleri ödemediği için temerrüt olgusunun gerçekleştiği görülmüştür. O halde, İlk Derece Mahkemesince tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 362 : I. Kira bedelini ve yan giderleri ödeme borcu
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 362 : 3. Kiracının temerrüdü
    • 2001 Sayılı İcra İflas Kanunu Madde 58: Takip talebi ve muhtevası

    Yargıtay 12. Hukuk Dairesi  30.04.2024 Tarih,  2024/1119 Esas,  2024/4149 Karar. (daha&helliip;)