Yazar: avadilyaman

  • Fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.

    Özet: Somut olayda beton santralinde mikser şoförü olarak çalışan davacı 07.30-19.00 saatleri arasında çalışıldığını beton dikme işinin yoğun olduğu dönemlerde 23.00-24.00 e kadar çalışmaya devam ettiklerini iddia etmiştir. Davacı tanıkları 07.30-18.00 mesai saatlerinde çalıştıklarını ve gece 23-24 bazen 03.00-04.00’e kadar fazla çalışma yaptıklarını beyan etmişlerdir Dosyaya ibraz edilen bordrolarda 2-3 saat şeklinde fazla çalışma tahakkuklarının bulunduğu anlaşılmaktadır., Davacı … tanıklar bordrolarda yer alan fazla çalışma tahakkuklarının gerçeği yansıtmadığını fiilen çalıştıkları sürenin daha fazla olduğunu beyan etmiştir. Davacının yaptığı işin niteliği gözönüne alındığında bordrolardaki fazla çalışma tahakkuklarının gerçek durumu yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda fazla çalışma tahakkuku bulunan aylar dışlanarak fazla çalışma alacağının hesaplanması hatalıdır. Mahkemece ek rapor aldırılarak davacının tespit edilen fiili çalışma saatlerinden bordrolarda tahakkuk bulunan aylara ilişkin fazla çalışma süreleri mahsup edilerek fazla çalışma alacağının hesaplanması gerekirken yazılı gerekçe ile kabul karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14 kıdem tazminatı
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 Fazla çalışma ücreti
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde  139: Takas mahsup
    • Bordroların gerçek durumu yansıtmaması

    Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi 31.05.2013 Tarih, 2012/21039 Esas 2013/13117 Karar (daha&helliip;)

  • SGK hizmet tespit davasının tarafları – taraf sıfatı

    Özet: Görüldüğü üzere, taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.Yapılacak iş; dava konusu edilen dönem içerisinde işhanında malik olan bütün kişileri tespit edip davaya dahil etmek ve toplanan delillerin sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 114: Dava şartları
    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 115: Dava şartlarının incelenmesi
    • 5510  Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Kanunu madde 86:Prim belgeleri ve işyeri kayıtları

    Yargıtay (Kapatılan ) 21. Hukuk Dairesi  16.01.2014 Tarih,  2012/22439 Esas 2014/346 Karar (daha&helliip;)

  • Sendikalı işçinin kıdem tazminatını hesaplama esasları

    Özet :Somut uyuşmazlıkta, bilirkişi raporundan sonra dosyaya sunulan 2013 yılı Mart ayı ücret bordrosunun incelenmesinden, davacı işçinin çıplak brüt ücretinin 1.262,28 TL, yemek bedelinin 88,90 TL, yol bedelinin 70,00 TL olduğu ve işbu yol (+) yemek bedelleri ile birlikte giydirilmiş brüt ücretinin 1.393,74 TL olduğu anlaşılmakta olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan bu miktara tekrar yol ve yemek bedelinin dahil edilmesi hatalıdır.

    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14 kıdem tazminatı
    • Emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı
    • Kıdem tazminatına  mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır
    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  04.04.2016  Tarih,  2014/36962 Esas,  2016/8135 Karar.
    “İÇTİHAT METNİ”

    MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
    DAVA : Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    A) Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, müvekkilinin prim günü dolması nedeniyle emeklilik talebinde bulunarak işten ayrıldığını iddia ederek, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı … vekili, davacının kendi işçileri olmadığını, diğer davalı şirkette temizlik işçisi olarak çalışırken 3 gün üst üste işe gelmemesi nedeniyle diğer davalı firma tarafından iş akdi feshedildiğinden kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, davacının taşeron davalı firmada temizlik görevlisi olarak çalışırken emekli olmak için işten ayrıldığını, müvekkillerinin kıdem tazminatından sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
    Davalı … vekili, davalı şirketin 0.03.2010 tarihli hizmet alım sözleşmesi ile diğer davalı ….’nin temizlik işini üstlendiğini, davacının 01.05.2012 tarihli sözleşme süresinin bitimine az bir zaman kala emekli olacağını dillendirerek işten ayrıldığını, şirkette herhangi bir resmi talepte bulunmadan işi bırakıp giden davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, emeklilik nedeniyle hizmet akdine son verdiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    D) Temyiz:
    Kararı davalılar temyiz etmiştir.
    E) Gerekçe:
    1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2- Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
    Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir.
    Dairemiz kararlarında, ücret dışındaki para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin, tazminata yansıtılmasında son bir yıl içinde yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir güne düşen miktarın belirleneceği kabul edilmektedir (9.HD. 29.9.2005 gün 2005/342 E, 2005/31714 K., Yargıtay 9.H.D. 12.4.1999 gün 1999/5910 E, 1999/7119 K.). Dönemsel bir niteliği olmayan parasal haklar bakımından, yıl içinde yapılan ödemelerin 365 güne bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutarın belirlenmesi yerindedir. Örneğin tır şoförünün yıl içinde aldığı sefer (yol) primi sürekli değişiklik gösterebilir ve belli bir dönemin hesaplamada esas alınması zorluk taşıyabilir. Öte yandan, işçiye dini bayramlarda yılda iki kez ödenen harçlığın belli bir dönem için yapıldığını söylemek pek olası değildir. Burada yıllık ödeme tutarının 365 rakamına bölünmesi yerinde olur. Son olarak belirtmek gerekir ki, yılda bir kez yapılan parasal yardımların (yakacak yardımı gibi) tazminata esas ücrete yansıtılacağı ve yıllık tutarın 365’e bölünmesi suretiyle gerçekleştirileceği tartışmasızdır.
    Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural ile daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesi ile tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 10.10. 2008 gün 2007/27615 E, 2008/26209 K.).
    Somut uyuşmazlıkta, bilirkişi raporundan sonra dosyaya sunulan 2013 yılı Mart ayı ücret bordrosunun incelenmesinden, davacı işçinin çıplak brüt ücretinin 1.262,28 TL, yemek bedelinin 88,90 TL, yol bedelinin 70,00 TL olduğu ve işbu yol (+) yemek bedelleri ile birlikte giydirilmiş brüt ücretinin 1.393,74 TL olduğu anlaşılmakta olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan bu miktara tekrar yol ve yemek bedelinin dahil edilmesi hatalıdır.
    3- Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizin başlangıcı noktasında da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
    Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir.
    Somut uyuşmazlıkta, yaşlılık aylığı bağlandığına dair …’dan alınıp davalılara verilmiş her hangi bir belgeye dosya içinde rastlanmamıştır. Faiz başlangıcının ….dan alınan belgenin işverene tebliği varsa tebliğ tarihi, belge tebliğ edilmemiş ise dava tarihi olduğu gözetilmeden fesih tarihinden faiz yürütülmesi hatalıdır.
    F) Sonuç:
    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    (daha&helliip;)

  • Dosyanın görevli olan iş mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce arabulucuya başvurulup sürecin sonuçlandırılması

    Özet:Somut olayda; dava, 01.12.2022 tarihinde Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, İlk Derece Mahkemesi tarafından 19.12.2022 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş ve karar istinaf edilmeksizin 10.01.2023 tarihinde kesinleşmiştir. Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın 16.01.2023 tarihinde Sivas 1. İş Mahkemesine tevzi edildiği, davacı tarafça sunulan arabuluculuk son tutanağı içeriğinden arabuluculuk sürecinin başlama tarihinin 23.12.2022 ve bittiği tarihin 06.01.2023 olduğu görülmektedir.
    Buna göre davacı tarafça asliye hukuk mahkemesine dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı; ancak dosyanın görevli olan iş mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce arabulucuya başvurulup sürecin sonuçlandırıldığı tartışmasızdır. Böylece 7036 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun (6325 sayılı Kanun) uygulanmasındaki amaç ve usul ekonomisi gözetildiğinde; dava şartının yerine getirildiği kabul edilip işin esasına girilerek oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

    • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 13: Arabulucuya başvuru
    • 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu madde: Dava Şartı Arabuluculuk

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 06.02.2024 Tarih, 2024/21 Esas,  2024/1592 Karar (daha&helliip;)

  • HMK madde 26 taleple bağlılık kuralı :talepten fazlasına hükmedilemez

    Özet :Dava dilekçesinde 3.382,00 USD ihbar tazminatı talep edilmiş, bu tazminata dair herhangi bir artırım da yapılmamıştır. İlk Derece Mahkemesince ise 3.640,56 USD ihbar tazminatına hükmedilmiştir. Bu durum talep aşımı mahiyetinde olup taleple bağlılık kuralına aykırıdır. Davacının talebi aşılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma sebebidir.

    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14 kıdem tazminatı
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 99:ödeme  I. Ülke parası ile
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 17 süreli fesih (İhbar tazminatı)
    • 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 26  Taleple bağlılık ilkesi

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 28.02.2024  Tarih, 2024/90 Esas,  2024/3744 Karar (daha&helliip;)