Yazar: avadilyaman

  • İş müfettişleri raporlarına karşı iş mahkemesinde dava yoluyla itiraz edilebileceği

    Özet:Somut olayda, … Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 29/02/2016 tarihli ve 687663787-667-1897 sayılı tespit tutanağındaki belirlemelere karşı itiraz nedeni ile dava açılmış olup, söz konusu rapor, davalı işçinin müracaatı üzerine davalı işçi adına yapılan inceleme sonucu iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği, adı geçen işçinin ihbar ve kıdem tazminatı taleplerinin yerinde olduğu, yıllık izne dair belge ibraz edilmediğinden kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte yıllık izin ücretinin de ödenmesi gerektiği konusunda düzenlenmiştir. Buna göre, Kurumun düzenlemiş olduğu rapor genel bir tespit mahiyetinde olmayıp, bireysel alacak tespiti söz konusudur. Açılan davanın esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14 kıdem tazminatı
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 17 süreli fesih (İhbar tazminatı)
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 91 : Devletin yetkisi
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 92  :Yetkili makam ve memurlar
     Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi 12/06/2019 Tarih,  2016/14894 Esas,  2019/12740 Karar
  • 9 yıl yıllık izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırıdır %50 indirim uygulanmalıdır

    Özet:Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince davacının 9 yıl boyunca hiç izin kullanmadığı kabul edilerek yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması ve hüküm altına alınması hatalı olmuştur. Davacı asılın lk Derece Mahkemesi duruşmasında “… üzerinden çok sene geçtiği için ne kadar yıllık izin kullandığımı hatırlamıyorum, işler çok yoğun olduğu için bayram tatilleri ile birleştirip kullanırdım. …” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı davalı işyerinde genel müdür (üst düzey yönetici) olarak çalışmakta olup yıllık izin belgesini düzenlettirme yetkisine sahiptir. Davacının 9 yıllık süre içinde izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi beyanında da izin kullandığını belirtmiş; ancak ne kadar yıllık ücretli izin kullandığı yönünde net bir açıklamada bulunmamıştır. Hâl böyle olunca dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler, davacının üst düzey yönetici olması ve kaç gün yıllık izin kullandığına dair net bir beyanı olmaması dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan yıllık izin miktarından %50 oranında indirim yapılması gerekli iken yazılı gerekçe ile karar verilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  57  Yıllık izin ücreti
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  59 :Sözleşmenin sona ermesinde izin ücreti

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  04.06.2024 Tarih, 2024/6366 Esas, 2024/9427 Karar (daha&helliip;)

  • Fazla çalışma ücreti hesabında indirim mahsup sırası

    Özet: Somut olayda İlk Derece Mahkemesince; hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan fazla çalışma ücreti alacağından, davalı tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra uygun bir indirim yapılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Ne var ki açıklanan yöntemle fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alınması hatalı olmuştur.  Tanık anlatımı ile ispatlanan fazla çalışma ücreti alacağından; önce uygun oranda indirim yapılmalı, bundan sonra işverence ödenen miktar mahsup edilmelidir. Bu husus gözetilmeden önce mahsup işlemi uygulanıp daha sonra uygun indirim uygulanarak sonuca gidilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 32 Ücret ve ücretin ödenmesi
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 Fazla çalışma ücreti
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde  139: Takas Koşulları

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  18.04.2024 Tarih, 2024/2799 Esas,  2024/7094 Karar

    (daha&helliip;)

  • Yazılı puantaj kayıtları dosyaya sunulmasına rağmen fazla çalışma hafta tatili ve genel tatil alacakları tanık anlatımları ile hesaplanamaz

    Özet: Somut olayda;  alt işverenlerce tutulan  puantaj kayıtları dosyaya sunulmasına rağmen davacının fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının tanık anlatımları esas alınarak hesaplandığı anlaşılmaktadır. Davacının çalışma süresi boyunca çalıştığı alt işverenden tüm işyeri kayıt ve belgeleri ile şahsi sicil dosyaları celp edilmeli, söz konusu alacaklar hesaplanırken öncelikle kayıtlar dikkate alınmalı, kayıt olmayan dönem için ise  diğer delillerle birlikte bir değerlendirme yapılmalıdır. İşyeri kayıtları yerine tanık anlatımları ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 Fazla çalışma ücreti
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 46  Hafta tatili ücreti
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 44  Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  57  Yıllık izin ücreti
    Yargıtay (Kapatılan ) 22. Hukuk Dairesi  02.12.2013 Tarih, 2012/29562 Esas, 2013/27663 Karar
    “İÇTİHAT METNİ”MAHKEMESİ : Adana 4. İş Mahkemesi
    TARİHİ : 04/10/2012
    NUMARASI : 2011/604-2012/638DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücreti, izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.  Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    Davacı İsteminin Özeti:
    Davacılar ,  davalı işveren işçisi ve murislerinin ölümü nedeni ile kıdem tazminatı, izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarını  istemiştir.
    Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı,  davanın reddini istemiştir.
    Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Kararı davalı temyiz etmiştir.
    Gerekçe:
    1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin  kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve hafta tatili  ve genel tatil alacağına hak kazanıp kazanmadığı   hususu taraflar arasında uyuşmazlık  konusudur.
    Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
    Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür
    Yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup  olmadığı araştırılmalıdır.
    İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
    Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
    Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
    4857 sayılı İş Kanununun  46. maddesinde işçinin, tatil gününden önce aynı yasanın 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde 24 saat dinlenme hakkının bulunduğu açıklanmıştır. İşçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük  ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin 2. fıkrasında ifade edilmiştir.
    Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu  iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını  her türlü delille ispat edebilir.
    Somut olayda;  alt işverenlerce tutulan  puantaj kayıtları dosyaya sunulmasına rağmen davacının fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının tanık anlatımları esas alınarak hesaplandığı anlaşılmaktadır. Davacının çalışma süresi boyunca çalıştığı alt işverenden tüm işyeri kayıt ve belgeleri ile şahsi sicil dosyaları celp edilmeli, söz konusu alacaklar hesaplanırken öncelikle kayıtlar dikkate alınmalı, kayıt olmayan dönem için ise  diğer delillerle birlikte bir değerlendirme yapılmalıdır. İşyeri kayıtları yerine tanık anlatımları ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerekritmiştir.
    3. Taraflar arasında uyuşmazlık davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait  ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
    İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda önceki fesih ortadan kalkmış  olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı İş Kanununun  59. maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
    Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
    Mahkemece, 2 nolu bozma gereği yerine getirilip alt işveren kayıtları celp edildikten sonra,  kayıtlarda davacının yıllık izin kullandığına ilişkin belge veya imzalı yıllık izin defteri bulunması halinde, kullanılan yıllık izinler mahsup edilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
    4. Davalı vekili, davacının ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı defiinde bulunduğuna göre, mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı defii değerlendirilmeden ve gerekirse bilirkişiden ek rapor aldırılmadan hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
    Sonuç:
    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden  dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

     

    (daha&helliip;)

  • Kıdem tazminatına parayla ölçülen tüm sosyal yardımlar ilave edilir.

    Özet :Somut olayda; davacı vekili müvekkiline yemek, servis ve erzak yardımları yapıldığını, giydirilmiş ücretin hesaplanması sırasında bu yardımların da dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüş; davalı vekili ise sosyal yardımlar konusunda herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Yerel mahkemece; işçiye yemek, servis ve erzak yardımlarında bulunulduğunun kabulü ile giydirilmiş ücret miktarını hesaplayan bilirkişi raporuna itibar edilerek kıdem tazminatı alacağı hüküm altına alınmıştır.
    4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmış olup, kural olarak ücretin miktarı ile ekleri gibi konularda ispat yükü işçiye aittir. Davacı işçinin yemek, servis ve erzak yardımlarından yararlandığını ispat edemediği gözetilmeksizin, kıdem tazminatı hesaplanırken giydirilmiş ücret miktarına bu yardımların da eklenerek sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

    • 1475 sayılı Bireysel İş Kanunu madde 14 kıdem tazminatı
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 32 Ücret ve ücretin ödenmesi

    Yargıtay  9. Hukuk Dairesi  13.01.2014 Tarih, 2011/50314  Esas 2014/176 Karar

    (daha&helliip;)