Özeti: Yapılacak iş, davalı Muhsine Çiğdem Paköz Gürhan adına kayıtlı bir işyeri olup olmadığını davalı Kurumdan sormak, kayıtlı bir işyeri olduğu takdirde ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarını istemek, davalıların hangi tarihler arasında vergi mükellefi olduklarını sormak, ihtilaflı döneme ilişkin tüm dönem bordrolarını istemek ve bordrolarda kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, davalıların işyerinin bulunduğu apartmandaki komşu işyerlerini tespit etmek, davanın kamu düzenine ilişkin olduğunu göz önünde bulundurarak vekaletnamelerde ismi geçen Zuhal Yılmaz’ın ifadesine başvurmak, gerektiğinde Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle diğer komşu işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir. (daha&helliip;)
Yazar: avadilyaman
-
SGK rücu davasında üçüncü kişinin sorumluluğu
Özet: Mahkemece, davalı şirketin taraf olmadığı tazminat davasında alınan kusur raporuna itibar edilmiş ise de, anılan davada ve kusur raporunda işveren davalı şirketin kusur oran ve aidiyeti tartışılmamıştır. Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında sigortalı ve davalıların kusur oran ve aidiyetlerinin tartışıldığı konuda uzman bilirkişi heyetinden yeniden bilirkişi raporu alınmalı, oluşması halinde çelişki giderilmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sigortalıya/hak sahibine bağlanan gelirin fiili ödemeye dönüşmesi durumunda ise, ilk peşin sermaye değerli gelir/gerçek zarar miktarı ile fiili ödeme tutarı karşılaştırılarak düşük/az olana itibar edilmesi gerekir. (daha&helliip;)
-
İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilmediği sürece geçerli yazılı delildir
Özeti: İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilmediği sürece geçerli yazılı delildir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Bu nedenle fazla çalışma hesabında 2010 yılı Nisan ve Mayıs aylarının dışlanması gerekirken hükme esas alınan raporda bu aylar dışlanmayıp fazla çalışma tahakkuklarının hesaplamadan düşülmesi hatalıdır. (daha&helliip;)
-
İşçilik temini asıl işverenin alt işveren ilişkisi olarak kabul edilemez
Özeti: Teşkilat kanununda bu işi vermesine engel bir durum bulunmamakla birlikte davalılar arasında ihale sözleşmesi incelendiğinde posta dağıtım işinde çalışmak üzere 14, daha sonra ise 10 adet işçi çalıştırılması kararlaştırıldığı, ihaleyi üstlenen davalı Gül-Pa Gıda Tem. Yem. Hiz. Zirai İlaçlama Otomasyon İnş. Ltd. Şti’nin faaliyet alanı içerisinde posta dağıtım işi bulunmadığı, sözleşme kapsamı ile hizmet alımından çok işçilik temini yapıldığı, asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarını taşımadığı anlaşıldığından, davacının başlangıçtan beri asıl işveren PTT Genel Müdürlüğü işçisi sayılması gerekir. Davalı PTT Genel Müdürlüğü işyerlerinde çalışan sayısı 30 işçiden fazladır. Fesih bildirimi yazılı yapılmadığı gibi sebebi de açık ve kesin olarak belirtilemediğinden, gerçekleştirilen fesih geçersizdir. Davacının asıl işveren olan PTT Genel Müdürlüğü işyerine işe iadesi gerekir. (daha&helliip;)
-
İş sözleşmesi emeklilik nedeniyle sona ermediği için sözleşmeli çalıştığı dönemin kıdem tazminatında dikkate alınamaz
Özeti: Dosya içeriğine göre davacı 1990-1998 yılları arasında 5434 sayılı Emekli Sandığı Hükümlerine tabi olarak sözleşmeli personel statüsünde davalı bankada görev yapmış ve 01.04.1998 tarihinde davalı bankanın özelleştirilmesi sonucu İş Kanununa tabi olarak çalışmaya devam etmiştir. Bu arada 5434 sayılı yasanın geçici 192. maddesi uyarınca Emekli Sandığı ile olan bağlantısı devam etmiş ve iş sözleşmesinin feshedildiği 18.1.2002 tarihine kadar bu şekilde çalışmıştır. Davalı işveren tarafından 01.04.1998 – 18.01.2002 tarihleri arasında kalan süre için kıdem tazminatı ödenmiştir. İşyerinden emeklilik sebebiyle ayrılmamış olan davacı işçinin 5434 sayılı yasa hükümlerine tabi 1990-1998 yılları arasında kalan çalışmaları için kıdem tazminatına hak kazanması mümkün olmadığı gibi bu dönem için arada iş ilişkisi bulunmadığından ve İş Kanunu tabi bir çalışma yapılmadığından, bu kanuna dayanılarak fazla mesai ve hafta tatil ücret alacağı istemleri de talep edilemez. Mahkemece, isteklerin tamamının reddi gerekirken yazılı şekilde kıdem tazminatı ve fazla mesai ücret alacağının kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. (daha&helliip;)