Etiket: İşe iade davası

  • Posta dağıtım işi asıl işveren-alt işveren ilişkisi değil işçi temini ilişkisidir. Davacının başından itibaren ihaleyi veren PTT’nin işçisi olduğu kabul edilmelidir.

    Özet: Dosya içeriğine göre davalı asıl işveren PTT Genel Müdürlüğü tekeli dışındaki posta dağıtım işinin ihale yolu ile alt işverenlere verilmesini kararlaştırılmıştır. Teşkilat kanununda bu işi vermesine engel bir durum bulunmamakla birlikte davalılar arasında ihale sözleşmesi incelendiğinde posta dağıtım işinde çalışmak üzere 14, daha sonra ise 10 adet işçi çalıştırılması kararlaştırıldığı, ihaleyi üstlenen davalı G.-Pa Gıda Tem. Yem. Hiz. Zirai İlaçlama Otomasyon İnş. Ltd. Şti’nin faaliyet alanı içerisinde posta dağıtım işi bulunmadığı, sözleşme kapsamı ile hizmet alımından çok işçilik temini yapıldığı, asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarını taşımadığı anlaşıldığından, davacının başlangıçtan beri asıl işveren PTT Genel Müdürlüğü işçisi sayılması gerekir. Davalı PTT Genel Müdürlüğü işyerlerinde çalışan sayısı 30 işçiden fazladır. Fesih bildirimi yazılı yapılmadığı gibi sebebi de açık ve kesin olarak belirtilemediğinden, gerçekleştirilen fesih geçersizdir. Davacının asıl işveren olan PTT Genel Müdürlüğü işyerine işe iadesi gerekir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 18 Feshin geçerli sebebe dayandırılması
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  19 Sözleşmenin feshinde usul
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  20 Fesih bildirimine itiraz ve usulü
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 21 Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları
    • Posta dağıtım işi asıl işveren-alt işveren ilişkisi değil işçi temini ilişkisidir

    T.C. Yargıtay  9. Hukuk Dairesi 02.6.2014 Tarih,  2014/16369  Esas  2014/17666 Karar

    (daha&helliip;)

  • 5580 Sayılı Özel Eğitim Kurumları Öğretmenleri işe güvence hükümlerinden faydalanır

    ***İçtihat hükmünü yitirmiştir.

    Özet: Asgari süreli sözleşmeler, tarafların bildirimli fesih haklarını asgari bir süre için ortadan kaldırdıkları belirsiz süreli sözleşmelerdir. Tarafların öngördükleri asgari sürenin bitimi ile sözleşme kendiliğinden sona ermemekte, sözleşme belirsiz süreli olarak devam etmektedir. Bu özelliği nedeniyle asgari süreli sözleşmeler belirli süreli olarak kabul edilmemektedir. Belirsiz süreli olarak kabul edilmelerinin nedeni tarafların sözleşmenin sona erme zamanını belirlememiş olmalarıdır. Belirsiz süreli kabul edildikleri için asgari süreli sözleşmenin işveren tarafından sona erdirilmesi halinde işçi şartları varsa iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir Dosya içeriğine göre davacı öğretmen ile 2010 yılından beri her yıl yasa gereği yapılan sözleşmelerle davacının davalı özel öğretim kurumunda çalıştığı, bu sözleşmelerin asgari süreli olduğu, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği, davacının asgari süreli iş sözleşmesinin 27.06.2014 tarihinde iş sözleşmesinin yenilenmeyeceği belirtilerek feshedildiği, bu feshin yukarıda belirtilen açıklamalar dikkate alındığında geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.

    • 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu Madde 9:Özlük Hakları Ve Sorumluluklar
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 18 Feshin geçerli sebebe dayandırılması
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 21 Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 8 İş Sözleşmesi, Türleri ve Feshi
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 11 Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi

    Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 16.03.2015 Tarih, Esas No.2014/ 22023  2015/4628 Karar

    (daha&helliip;)

  • İşe iade davasında isçinin altı aylık kıdeminin hesabında işçinin farklı işkollarındaki çalışmalar toplanır

    Özet: Dolayısıyla davalı şirket ile dava dışı söz konusu şirketler arasındaki ilişki tespit edilmesi gerekmektedir ki kıdem koşulu değerlendirilebilsin.
    Sonuç olarak davalı şirket ile diğer şirketler arasındaki ilişkinin belirlenmesi için hizmet cetvelinde görülen dava dışı şirketlere ait tüm kayıtlar yanında, varsa aralarındaki ilişkinin belirlenmesine yarar belgelerin de dosya arasına alınarak çalışma süresinin birleştirilmesinin mümkün olup olmadığı ve neticeden işyerinde 6 aydan fazla kıdeme sahip olup olmadığı ortaya konulmalıdır.
    Bununla birlikte davalı şirket ile diğer şirketler arasında hukuki ya da fiili bir bağın tespit edilememesi halinde bu kez de ilk dönem çalışmasının davalı şirket tarafından gerçek bir irade ile tasfiye edilip edilmediği üzerinde durulmalıdır. Yani davalı işveren, ilk dönem çalışmasını gerçekten tasfiye etmiş, aradan geçen 1 yıl kadar süre sonra tekrar davacı ile iş sözleşmesi imzalamış ise o halde ilk dönem çalışma süresi tasfiye edilmiş olup ikinci dönem çalışması süresi esas alınmalıdır.
    Bu kapsamda, gerçek bir tasfiyeden bahsedilmesi ve diğer şirketler ile davalı şirket arasında hukuki ya da fiili bir bağın tespit edilememesi halinde şimdiki gibi davanın reddine karar verilmeli, aksi halde hizmet süreleri birleştirilip kıdem koşulu oluştuğu kabul edilerek feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmalıdır.
    Bu hali kapsamayan ve eksik araştırmaya dayanan kararın bozulması gerekmektedir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 18 Feshin geçerli sebebe dayandırılması
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  19 Sözleşmenin feshinde usul
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  20 Fesih bildirimine itiraz ve usulü
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 21 Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

    Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 14.10.2014 Tarih ,2014/12921 Esas  2014/18766 Karar

    (daha&helliip;)

  • İşe iade davasında asıl işveren allt işveren ilişkisinin muvazaalı veya yasaya aykırı olup olmadığının belirlenmesinde dikkat edilecek ölçütler

    Özet Asıl alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde;Biri asıl diğeri hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup, bulunmadığının, Alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının, Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının, Alt işverende daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının,Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının,
    İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının,
    Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının, Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının,
    Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerekir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 2/7 muvazaa
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 18 Feshin geçerli sebebe dayandırılması
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  19 Sözleşmenin feshinde usul
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  20 Fesih bildirimine itiraz ve usulü
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 21 Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

    T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 012.10.2014 Tarih 201410352  Esas  2014/18531 Kaear

    (daha&helliip;)

  • TİS zamlarından ancak yetkili TİS tarafı sendika üyesi işçi yararlanır

    Özet: davacı davalı işyerinde işçi olarak çalışırken iş akdi sonlandırılmış ve mahkemece iadesine karar verilmiş olup, davalı işe iade etmeyip işçinin son çalıştığı ücretine göre tüm haklarını ödemiştir. Davacı işçinin, yetkili sendika üyesi olmadığı için, son dönem yürürlükte olan TİS’den yararlanmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, fesihten önce, en son 2.561,89 TL ücret almaktadır. Söz konusu ücret asgari ücretin üzerinde bir ücrettir. Davalı işyerinde, davacını çalıştığı dönem boyunca asgari ücrete yapılan zamların işçilere verileceğine dair bir işyeri uygulaması bulunmadığı gibi, bu konuda yasal bir düzenleme de yoktur. İşe iade kararı sonrasında davalı kurum, davacıya boşta geçen süre alacağı ve iş güvencesi tazminatı ile kıdem ve ihbar tazminatları farkını da ödemiştir. Davacının yürürlükteki TİS’den yararlanması mümkün olmadığına göre, başka bir alacağının kalmadığı kabulü ile davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde asgari ücret farkının ödenmesine karar verilmesi isabetsiz olup karar bozulmalıdır.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 21 Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 32 Ücret ve ücretin ödenmesi

    Yargıtay  (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi  13.10.2014 Tarih, 2014/22108 Esas  2014/18659  Karar

    (daha&helliip;)