Yazar: avadilyaman

  • 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların elirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına

    Özet: 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas – 2018/2 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da “5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına” karar verilmiştir.

    T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi    12/12/2018  Tarih,  2018/10280 Esas  2018/23004 Karar

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 29. HUKUK DAİRESİ
    Davalı vekili tarafından verilen 25.05.2018 tarihli dilekçede; Dairemizin 09.04.2018 tarihli, 2017/24343 E ve 2018/8149 K sayılı onama kararının maddi hataya dayalı olarak verildiği ileri sürülerek kararın ortadan kaldırılması ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Uyuşmazlıkta, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.02.2018 tarihli, 2017/1 Esas – 2018/2 Kararının dikkate alınması gerektiği gözden kaçırılarak karar verildiği anlaşılmakla yukarıda tarih ve numarası belirtilen ONAMA KARARININ ORTADAN KALDIRILMASINA karar vermek gerekmiştir.

    YARGITAY KARARI
    A) Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyeri özel eğitim kurumunda … Teacher yani Uluslararası Bakalorya Programı kapsamında görülen İşletme ve Ekonomi Dersi Öğretmeni olarak 01/09/2012 yılında işe başladığını, her yıl sözleşmesinin yenilendiğini, yabancı asıllı olması nedeniyle davalı eğitim kurumu ile 2015-2016 eğitim ve öğretim yılı için önce bir ön sözleşme ardından ise 01/09/2015 başlangıç ve 31/08/2016 bitiş tarihli “Eğitim Personeline Ait İş Sözleşmesi”ni imzaladığını, davalı kurum 03/12/2015 tarihinde 2016/2017 eğitim öğretim yılı için sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildirerek haksız ve geçersiz bir şekilde iş akdini feshettiğini, gerçek durumu anlamak için itirazda bulunduğunu ancak davalı kurum yönetimi tarafından “yasal yollara başvur” şeklinde kötü niyetli cevap aldığını, davalının müvekkilin işten çıkarılmasına yönelik 03/12/2015 tarihli fesih ihbarnamesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile davacının işe iadesini talep ve dava etmiştir.
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, dava dilekçesinde, müvekkili Şirketin unvanının yanlış ve eksik yazıldığını, unvanının “… Özel İlkokulu, Ortaokulu ve Lisesi İktisadi İşletmesi” olduğunu, bu nedenle dava dilekçesinin reddine karar verilmesini, davacının okulda çalışmaya başladığı ilk iki yılda gelen öğrenci şikayetleri nedeniyle öğretmen performansı ile ilgili pek çok kez sözlü ve yazılı geri bildirim verildiğini, davacı öğretmenin özellikle ders yapış biçimi ve ölçme değerlendirme süreçlerindeki yaklaşımı, öğrencileri süreçlere doğru dahil etmediği, yeterince bilgilendirmediği ve öğrencilerin bu duruma karşı tepkilerini davranış bozukluğu olarak görmesi sözleşmenin yenilenmemesinin nedenlerinden olduğunu, öğrencilerden sürekli şikayet geldiğini savunarak davanın reddini talep ve dava etmiştir.
    C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
    İlk Derece Mahkemesince, işverence feshin geçerli veya haklı nedene dayandığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü karar verilmiştir.
    Ç) İstinaf başvurusu :
    İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    D) İstinaf Sebepleri:
    Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının uluslararası Bakalorya programında işletme ve iktisat dersleri okutabildiğini, atanacağı başka bir ders bulunmadığını, söz konusu programın seçmeli bir program olduğunu, bu programı seçen öğrenci sayısının yıldan yıla değişkenlik gösterdiğini, 2016 – 2017 yılında bölümde 1 öğretmen fazlası bulunduğundan ekonomik nedenlerle alınan işletmesel karar doğrultusunda işine son verildiğini ve yerine öğretmen alınmadığını, feshin geçerli nedene dayandığını, 5580 sayılı yasa gereğince işe iade davası açılamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
    E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
    Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, karar verilmiştir.
    F) Temyiz başvurusu :
    Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
    E) Gerekçe:
    4857 sayılı İş Kanununun 18/1 fıkrasında, Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
    Dairemizin 2014 yılından sonraki uygulamalarında; 5580 sayılı Yasa kapsamındaki eğitim personeli için en az bir takvim yılı içi yazılı sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim yılı devam ettiğinde eğitim personeli ile yasadan kaynaklanan yeni bir asgari süreli sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim ve öğretim devam ederken, takvim yılı içinde ayrılan öğretmen yerine kalan süre için belirli süreli iş sözleşme yapılması olanağı vardır. Bu bir objektif neden kabul edilebilir. Ancak eğitim ve öğretim başına asgari süreli sözleşme yapıldıktan sonra eğitim ve öğretim devam ettiği için belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için esaslı ve yenilenmesi içinde objektif neden olmadığı sürece eğitim personeli il yapılan sözleşmenin asgari süreli olarak kabul edilmekte ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceği kabul edilmekteydi.
    Ancak; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas – 2018/2 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da “5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına” karar verilmiştir.
    Yargıtay Kanunu’ nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı “ hükmünü içermektedir.
    Yargıtay Kanunu’ nun 45/5. maddesi karşısında Dairemizce “ Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına ilişkin Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas – 2018/2sayılı kararına uygun karar verilmesi gerekmiştir.

    Somut uyuşmazlıkta, davalı özel öğretim kurumunda işletme ve ekonomi dersi öğretmeni olarak çalışan davacının, davalı yanında, takip eden belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığı anlaşılmaktadır. Şu halde, işe iade davası açılabilmesi yönünden iş sözleşmesinin kanun gereği belirli süreli olması sebebiyle 4857 sayılı Kanun’un 18 maddesindeki yasal şartları taşımadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi’nin kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
    Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
    F) Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
    1- Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2- Davanın REDDİNE,
    3- Alınması gereken 31,40 TL. karar- ilam harcından davacının yatırdığı 27,70 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL. karar- ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
    4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 157,60 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
    5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
    6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    Kesin olarak 12/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • Eğitime hazırlık ödeneğinin ödenmemesinin işçi (Öğretmen) açısından haklı fesih nedeni oluşturduğu

    Özet: İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
    Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir. (Yargıtay 9.HD. 18.1.2010 gün, 2008/ 14546 E, 2010/ 193 K.).4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, primi, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir (Yargıtay 9.HD. 16.7.2008 gün 2007/ 22062 E, 2008/ 16398 K.).Ayrıca sosyal yardım olup geniş anlamda ücret alacağı olan eğitim ve öğretime hazırlık ödeneğinin ödenmemesi davacı açısından haklı fesih nedeni oluşturmaktadır. Dairemizin 2012/33276 esas, 2013/8117 karar sayılı 07.03.2013 tarihli kararında önceki bozma kararının ortadan kaldırılmasına karar verilerek yerel mahkemenin geniş anlamda ücret kavramı içerisinde yer aldığı belirtilen eğitime hazırlık ödeneğinin ödenmemesinin işçi açısından haklı fesih nedeni oluşturduğuna ve davanın kabulüne dair hükmü onanmıştır. Bu nedenle kıdem tazminatı alacağının da kabulü gerekirken reddi isabetsiz olmuştur.

    • 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu Madde 9:Özlük Hakları Ve Sorumluluklar
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 24İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 32 Ücret ve ücretin ödenmesi
    • Eğitim ve öğretim yılına hazırlık ödeneği

    (daha&helliip;)

  • İşe iade davasında isçinin altı aylık kıdeminin hesabında işçinin farklı işkollarındaki çalışmalar toplanır

    Özet: Dolayısıyla davalı şirket ile dava dışı söz konusu şirketler arasındaki ilişki tespit edilmesi gerekmektedir ki kıdem koşulu değerlendirilebilsin.
    Sonuç olarak davalı şirket ile diğer şirketler arasındaki ilişkinin belirlenmesi için hizmet cetvelinde görülen dava dışı şirketlere ait tüm kayıtlar yanında, varsa aralarındaki ilişkinin belirlenmesine yarar belgelerin de dosya arasına alınarak çalışma süresinin birleştirilmesinin mümkün olup olmadığı ve neticeden işyerinde 6 aydan fazla kıdeme sahip olup olmadığı ortaya konulmalıdır.
    Bununla birlikte davalı şirket ile diğer şirketler arasında hukuki ya da fiili bir bağın tespit edilememesi halinde bu kez de ilk dönem çalışmasının davalı şirket tarafından gerçek bir irade ile tasfiye edilip edilmediği üzerinde durulmalıdır. Yani davalı işveren, ilk dönem çalışmasını gerçekten tasfiye etmiş, aradan geçen 1 yıl kadar süre sonra tekrar davacı ile iş sözleşmesi imzalamış ise o halde ilk dönem çalışma süresi tasfiye edilmiş olup ikinci dönem çalışması süresi esas alınmalıdır.
    Bu kapsamda, gerçek bir tasfiyeden bahsedilmesi ve diğer şirketler ile davalı şirket arasında hukuki ya da fiili bir bağın tespit edilememesi halinde şimdiki gibi davanın reddine karar verilmeli, aksi halde hizmet süreleri birleştirilip kıdem koşulu oluştuğu kabul edilerek feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmalıdır.
    Bu hali kapsamayan ve eksik araştırmaya dayanan kararın bozulması gerekmektedir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 18 Feshin geçerli sebebe dayandırılması
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  19 Sözleşmenin feshinde usul
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  20 Fesih bildirimine itiraz ve usulü
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 21 Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

    Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 14.10.2014 Tarih ,2014/12921 Esas  2014/18766 Karar

    (daha&helliip;)

  • Altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen iş koşullarında esaslı değişiklik önerisinin işçiyi bağlamayacağı

    Özet: Somut olayda, davacının 4 yıldan beri davalıya ait işyerinde son iki senedir tanıklarca da ifade edildiği üzere makina ayar ve bileyleme ustası olarak çalıştığı anlaşılmıştır. 27.05.2013 tarihinde davacıdan izinli olduğu için işe gelmeyen işçi E.. K..’ının yaptığı işi yapması istenmiş ve E.. K..’nın operatör yardımcısı olduğu da davalı tanığı Y.. Ü.. tarafından ifade edilmiştir. Yine davacının 5 makinaya birden hakim olabilecek kapasitede olduğu ve davacının görevlendirildiği işi yapmaması nedeniyle kullandığı bileyleme odasının kilitlendiği de aynı tanık tarafından ifade edilmiştir. Davacı hakkında işverence 27,28,29.05.2013 tarihlerinde bileyhanede oturup görevlendirildiği makinede çalışmadığına dair tutanak tutulmuş ve davacıdan savunma talep edilmiştir. Davacının 05.06.2013 tarihli Düzce Noterliği kanalıyla gönderdiği savunmasında ihtara konu tarihlerde kendisinden yapması istenilen işin makineye malzeme verme ” besleme” diye tabir edilen bir iş olup uzmanlık gerektirmediği ve ameliye işi olduğundan işyerinde yeterli eleman bulunduğunu, davalı şirketçe yaptırılmak istenilen işin iş koşullarında esaslı değişiklik teşkil edeceği ve işverence yazılı yapılmasının gerekli olduğu , davacının kendisine yaptırılmak istenilen işin iş koşullarında esaslı değişiklik teşkil ettiğinden kabul edilmediği ve usulüne uygun yapılmayan teklifi reddetmenin de talimatlara uymama anlamına gelmeyeceği ifade edilmiştir. Bu savunma üzerine davalı işveren davacıyı Powermat 500-1 makinasında operatör olarak görevlendirmiştir. Davacı hakkında 22,24,25.06.2013 tarihlerinde yine peşpeşe tutanak tutulmuştur. Davacı 4 yıl 3 ay çalıştığı halde son 1 ayda tutanaklar tutulmuş ve bütün tutanakların sonunda İş kanunu 25/2 ve Kurum Kültürü Kitapçığına göre fesih yapılacağı şeklinde ibare yer almıştır. 01.03.2009 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi başlıklı sözleşmede ise Yapılacak iş kısmına sıkıştırılmış şekilde farklı yazı stiliyle görev tanımı eklenmiştir.İşe giriş bildirgelerinde davacının meslek kodunun 7523.21 (Ahşap İşleme makinaları operatörü) olduğu, yerine görevlendirilmek istenildiği işçi E.. K..’nın işe giriş bildirgesindeki meslek kodunun 9622.02(beden işçisi genel)şeklinde belirtildiği anlaşılmıştır. Tüm tanıkların halen işyerinde çalıştığı ve davacı tanıkları tarafından davacının makine ayar ve bileyleme ustası olduğunun ifade edildiği ve davacıyla yapılan iş sözleşmesinde makina sorumlusu olarak işe alındığı anlaşılmaktadır. Operatör, Makina ayarlama ve bileyleme ustası, operatör yardımcılığı işlerine ait görev tanımları davacıya ait sözleşme aslı ve davacının makina ayar ve bileyleme ustası olarak çalıştığı döneme ait vardiya veya diğer işyeri kayıtları bir bütün halinde değerlendirilerek gerekirse işyerinde ahşap makinaları konusunda uzman makine mühendisi, endüstri ve İnsan kaynakları uzmanı ve hukukçu bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi heyetiyle keşif de yapılarak davacının fesih tarihi öncesinde çalıştığı bölümdeki iş ortamı, yaptığı iş ve benzeri unsurlar ile yeni atandığı bölümdeki iş ve çalışma koşulları karşılaştırılmalı, bu değişikliğin aleyhe bir durum yaratıp yaratmadığı tespit edilmeli, gerekirse taraf tanıklarının yeniden beyanları alınmalı ve toplanmış deliller toplanacak delilller ile birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre karar verilmelidir. Yukarıda özetlenen maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
    O halde davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  22 Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 24İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı

    T.C. Yargıtay  (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi  15.10.2014 Tarih ,2014/11841 Esas 2014/18857  Karar

    (daha&helliip;)

  • İşe iade davasında asıl işveren allt işveren ilişkisinin muvazaalı veya yasaya aykırı olup olmadığının belirlenmesinde dikkat edilecek ölçütler

    Özet Asıl alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde;Biri asıl diğeri hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup, bulunmadığının, Alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıklarının, Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığının, alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığının, Alt işverende daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığının,Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığının,
    İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığının,
    Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığının, Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığının,
    Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerekir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 2/7 muvazaa
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 18 Feshin geçerli sebebe dayandırılması
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  19 Sözleşmenin feshinde usul
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  20 Fesih bildirimine itiraz ve usulü
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 21 Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

    T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 012.10.2014 Tarih 201410352  Esas  2014/18531 Kaear

    (daha&helliip;)