Kategori: 9. Hukuk Dairesi

  • Posta dağıtım işi asıl işveren-alt işveren ilişkisi değil işçi temini ilişkisidir. Davacının başından itibaren ihaleyi veren PTT’nin işçisi olduğu kabul edilmelidir.

    Özet: Dosya içeriğine göre davalı asıl işveren PTT Genel Müdürlüğü tekeli dışındaki posta dağıtım işinin ihale yolu ile alt işverenlere verilmesini kararlaştırılmıştır. Teşkilat kanununda bu işi vermesine engel bir durum bulunmamakla birlikte davalılar arasında ihale sözleşmesi incelendiğinde posta dağıtım işinde çalışmak üzere 14, daha sonra ise 10 adet işçi çalıştırılması kararlaştırıldığı, ihaleyi üstlenen davalı G.-Pa Gıda Tem. Yem. Hiz. Zirai İlaçlama Otomasyon İnş. Ltd. Şti’nin faaliyet alanı içerisinde posta dağıtım işi bulunmadığı, sözleşme kapsamı ile hizmet alımından çok işçilik temini yapıldığı, asıl-alt işveren ilişkisinin unsurlarını taşımadığı anlaşıldığından, davacının başlangıçtan beri asıl işveren PTT Genel Müdürlüğü işçisi sayılması gerekir. Davalı PTT Genel Müdürlüğü işyerlerinde çalışan sayısı 30 işçiden fazladır. Fesih bildirimi yazılı yapılmadığı gibi sebebi de açık ve kesin olarak belirtilemediğinden, gerçekleştirilen fesih geçersizdir. Davacının asıl işveren olan PTT Genel Müdürlüğü işyerine işe iadesi gerekir.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 18 Feshin geçerli sebebe dayandırılması
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  19 Sözleşmenin feshinde usul
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde  20 Fesih bildirimine itiraz ve usulü
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 21 Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları
    • Posta dağıtım işi asıl işveren-alt işveren ilişkisi değil işçi temini ilişkisidir

    T.C. Yargıtay  9. Hukuk Dairesi 02.6.2014 Tarih,  2014/16369  Esas  2014/17666 Karar

    (daha&helliip;)

  • İş davalarında temyizde kesinlik sınırı

    Özet: Kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava ko­nusu alacağın veya malın değeri esas alınır. Bir­leştirilen davada temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında kesin­lik sınırı her davalı için ayrı ayrı belirlenir. Tespit davasının kesinlik sınırı öncüsü olduğu eda da­vasının değerine göre belirlenir. Temyiz sınırın­dan fazla bir alacağın tamamının dava edilmesi halinde, asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halin­de, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil alacağın tamamına göre belirlenir.
    Y 9. Hukuk Dairesi  14.4.2015 Tarih, . 2015/6602 Esas 2015/14362  Karar (daha&helliip;)

  • Fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olması halinde yıllık 270 saati (haftalık 5,2 saat) aşan fazla çalışmaların ücretle­ri hesaplanabilecektir.

    Özet:Taraflar arasında imzalanmış olan iş sözleşmesinin 7. maddesinde fazla mesainin ücrete dahil olduğu kararlaştırılmıştur. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerektiği gözetilerek, varsa yıllık 270, haftalık 5,2 saati aşan fazla mesai ücret alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken, bu yön gözetilmeden hüküm kurulması hatalıdır

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 Fazla çalışma ücreti
    • .4857 Sayılı iş Kanunu madde 32 Ücret ve ücretin ödenmesi
    • Fazla mesai ücretinin aylık ücrete dahil olması
    • yıllık 270 saati (haftalık 5,2 saat) aşan fazla çalışmaların ücretle­ri hesaplanır

    T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  04.05.2015 Tarih, 2014/12424 Esas,  2015/16142 Karar

    (daha&helliip;)

  • Sabit ücret + satış primiyle çalışan işçinin fazla çalışma ücretleri hesaplanırken, saat ücreti yüzde 50 arttırılmadan sadece yüzde 50 zamlı kısım he­saplanmalıdır.

    Özet: Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
    Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapı yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Ge­nelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemeleri yapılan fazla çalışmanın zamsız kıs­mını karşıladığı Dairemizin kabulündedir.
    Somut olayda davacının haftada 18 saat fazla çalışma yaptığı sabittir. Davacı ücret + satış prim ile çalışmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının fazla çalışma alacağı %150 olarak hesap­lanmıştır. Davacı fazla çalışmanın zamsız kısmını almıştır. Mahkemece davacının yalnızca %50 zamlı kısmı hesaplanarak hüküm altına alınma­lıdır.

    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 24İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı
    • 4857 Sayılı iş Kanunu madde 41 Fazla çalışma ücreti
    • Sabit ücret + satış primiyle çalışan işçinin fazla çalışma ücretleri hesaplanması

    T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi  2.6.2015 Tarih,2014/6777  Esas 2015/20034 Karar (daha&helliip;)

  • 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların elirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına

    Özet: 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas – 2018/2 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da “5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına” karar verilmiştir.

    T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi    12/12/2018  Tarih,  2018/10280 Esas  2018/23004 Karar

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 29. HUKUK DAİRESİ
    Davalı vekili tarafından verilen 25.05.2018 tarihli dilekçede; Dairemizin 09.04.2018 tarihli, 2017/24343 E ve 2018/8149 K sayılı onama kararının maddi hataya dayalı olarak verildiği ileri sürülerek kararın ortadan kaldırılması ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Uyuşmazlıkta, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.02.2018 tarihli, 2017/1 Esas – 2018/2 Kararının dikkate alınması gerektiği gözden kaçırılarak karar verildiği anlaşılmakla yukarıda tarih ve numarası belirtilen ONAMA KARARININ ORTADAN KALDIRILMASINA karar vermek gerekmiştir.

    YARGITAY KARARI
    A) Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyeri özel eğitim kurumunda … Teacher yani Uluslararası Bakalorya Programı kapsamında görülen İşletme ve Ekonomi Dersi Öğretmeni olarak 01/09/2012 yılında işe başladığını, her yıl sözleşmesinin yenilendiğini, yabancı asıllı olması nedeniyle davalı eğitim kurumu ile 2015-2016 eğitim ve öğretim yılı için önce bir ön sözleşme ardından ise 01/09/2015 başlangıç ve 31/08/2016 bitiş tarihli “Eğitim Personeline Ait İş Sözleşmesi”ni imzaladığını, davalı kurum 03/12/2015 tarihinde 2016/2017 eğitim öğretim yılı için sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildirerek haksız ve geçersiz bir şekilde iş akdini feshettiğini, gerçek durumu anlamak için itirazda bulunduğunu ancak davalı kurum yönetimi tarafından “yasal yollara başvur” şeklinde kötü niyetli cevap aldığını, davalının müvekkilin işten çıkarılmasına yönelik 03/12/2015 tarihli fesih ihbarnamesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespiti ile davacının işe iadesini talep ve dava etmiştir.
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, dava dilekçesinde, müvekkili Şirketin unvanının yanlış ve eksik yazıldığını, unvanının “… Özel İlkokulu, Ortaokulu ve Lisesi İktisadi İşletmesi” olduğunu, bu nedenle dava dilekçesinin reddine karar verilmesini, davacının okulda çalışmaya başladığı ilk iki yılda gelen öğrenci şikayetleri nedeniyle öğretmen performansı ile ilgili pek çok kez sözlü ve yazılı geri bildirim verildiğini, davacı öğretmenin özellikle ders yapış biçimi ve ölçme değerlendirme süreçlerindeki yaklaşımı, öğrencileri süreçlere doğru dahil etmediği, yeterince bilgilendirmediği ve öğrencilerin bu duruma karşı tepkilerini davranış bozukluğu olarak görmesi sözleşmenin yenilenmemesinin nedenlerinden olduğunu, öğrencilerden sürekli şikayet geldiğini savunarak davanın reddini talep ve dava etmiştir.
    C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
    İlk Derece Mahkemesince, işverence feshin geçerli veya haklı nedene dayandığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü karar verilmiştir.
    Ç) İstinaf başvurusu :
    İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    D) İstinaf Sebepleri:
    Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının uluslararası Bakalorya programında işletme ve iktisat dersleri okutabildiğini, atanacağı başka bir ders bulunmadığını, söz konusu programın seçmeli bir program olduğunu, bu programı seçen öğrenci sayısının yıldan yıla değişkenlik gösterdiğini, 2016 – 2017 yılında bölümde 1 öğretmen fazlası bulunduğundan ekonomik nedenlerle alınan işletmesel karar doğrultusunda işine son verildiğini ve yerine öğretmen alınmadığını, feshin geçerli nedene dayandığını, 5580 sayılı yasa gereğince işe iade davası açılamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
    E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
    Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, karar verilmiştir.
    F) Temyiz başvurusu :
    Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
    E) Gerekçe:
    4857 sayılı İş Kanununun 18/1 fıkrasında, Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
    Dairemizin 2014 yılından sonraki uygulamalarında; 5580 sayılı Yasa kapsamındaki eğitim personeli için en az bir takvim yılı içi yazılı sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim yılı devam ettiğinde eğitim personeli ile yasadan kaynaklanan yeni bir asgari süreli sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim ve öğretim devam ederken, takvim yılı içinde ayrılan öğretmen yerine kalan süre için belirli süreli iş sözleşme yapılması olanağı vardır. Bu bir objektif neden kabul edilebilir. Ancak eğitim ve öğretim başına asgari süreli sözleşme yapıldıktan sonra eğitim ve öğretim devam ettiği için belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için esaslı ve yenilenmesi içinde objektif neden olmadığı sürece eğitim personeli il yapılan sözleşmenin asgari süreli olarak kabul edilmekte ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceği kabul edilmekteydi.
    Ancak; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas – 2018/2 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da “5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına” karar verilmiştir.
    Yargıtay Kanunu’ nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı “ hükmünü içermektedir.
    Yargıtay Kanunu’ nun 45/5. maddesi karşısında Dairemizce “ Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına ilişkin Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas – 2018/2sayılı kararına uygun karar verilmesi gerekmiştir.

    Somut uyuşmazlıkta, davalı özel öğretim kurumunda işletme ve ekonomi dersi öğretmeni olarak çalışan davacının, davalı yanında, takip eden belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığı anlaşılmaktadır. Şu halde, işe iade davası açılabilmesi yönünden iş sözleşmesinin kanun gereği belirli süreli olması sebebiyle 4857 sayılı Kanun’un 18 maddesindeki yasal şartları taşımadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi’nin kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
    Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
    F) Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
    1- Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2- Davanın REDDİNE,
    3- Alınması gereken 31,40 TL. karar- ilam harcından davacının yatırdığı 27,70 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL. karar- ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
    4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 157,60 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
    5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
    6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    Kesin olarak 12/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.