Dosya borçlusuna takipte ve ödeme emrinde borcun sebebi olarak genel kredi sözleşmesi ve ihtarnamelerin gönderilmesi zorunludur.

Özet: Somut uyuşmazlıkta; takipte ve ödeme emrinde borcun sebebi olarak ” genel kredi sözleşmesi ve ihtarnameler”in gösterildiği ve bu belgelerin takip talebi ekinde icra müdürlüğüne tevdi edildiği, borçlulara tebliğ edilen ödeme emri tebliğ zarfı üzerinde ise, “ bu zarf örnek 7 ödeme emri ihtiva eder” ibaresinin yazılı olduğu, borcun sebebi olarak gösterilen dayanak belgelerin, ödeme emri ile birlikte borçlulara tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekip, icra müdürlüğünce yeni ödeme emri hazırlanarak borçluya tebliğ edileceği ve bu yeni ödeme emrinin yeniden itiraz / şikayet hakkı vereceği tabidir.
Hal böyle olunca; her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin ödeme emrinin iptaline yönelik kararı yerinde ise de, mükerrerlik şikayetinin esasının incelenmesi hatalı olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle, borçluların İİK’nın 58 ve 61. maddelerine dayalı şikayetlerinin kabulü ile ödeme emrinin iptaline, ödeme emrinin iptali sebebiyle sair şikayet nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde öncelikle mükerrerlik iddiası incelenerek takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

2001 Sayılı İcra İflas Kanunu Madde 58: Takip talebi ve muhtevası

2001 Sayılı İcra İflas Kanunu Madde 60: 1 – Ödeme emri ve muhtevası

2001 Sayılı İcra İflas Kanunu Madde 61: 2 – Ödeme emrinin tebliği

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi    09.05.2024 Tarih, 2023/8865 Esas,  2024/4580 Karar.

“İÇTİHAT METNİ”

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

DAVACILAR/BORÇLULAR : …, …

DAVALI/ALACAKLI : Alternatifbank A.Ş.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 sayılı Kanun’la değişik İİK’nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:

Alacaklı tarafından şikayetçi borçlular aleyhine genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçluların icra mahkemesine başvurarak, ödeme emrinde alacağın sebebinin yazılmadığını, takip dayanağı belgelerin takip dosyasına sunulmamakla birlikte ödeme emri ile beraber borçlulara gönderilmediğini, takibin mükerrer olduğunu ve sair iddialarını ileri sürerek takibin iptalini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince şikayetin kısmen kabul kısmen reddi ile takip dayanağı belgelerin borçlulara gönderilmediğinden bahisle İİK’nın 58/3 ve 61. maddeleri gereğince ödeme emrinin iptaline, mükerrer takibe ilişkin şikayetlerinin ise esastan reddine karar verildiği, kararın şikayetçi borçlular tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle takibin mükerrer olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulüne ve icra takibinin iptaline, sair taleplerin de konusuz kaldığı belirtilerek bunlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Borçlu, icra müdürlüğüne itiraz ederek icra takibini durdursa dahi, İİK’nın 58 ve 61. maddelerine dayalı olarak icra mahkemesinden takibin ve ödeme emrinin iptalini talep etmesinde hukuki yararı vardır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 58/4. maddesinde; senet, senet yoksa borcun sebebinin, takip talebinde gösterilmesi gerektiği, aynı maddenin 3. fıkrasında da, “alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdiinin mecburi ” olduğu hususları hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanun’un 60. maddesinde ise; ödeme emrinin, alacaklı veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lâzım gelen kayıtları ihtiva edeceği, 61. maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca da; takip belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneğinin ödeme emrine bağlanacağı, hükümlerine yer verilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta; takipte ve ödeme emrinde borcun sebebi olarak ” genel kredi sözleşmesi ve ihtarnameler”in gösterildiği ve bu belgelerin takip talebi ekinde icra müdürlüğüne tevdi edildiği, borçlulara tebliğ edilen ödeme emri tebliğ zarfı üzerinde ise, “ bu zarf örnek 7 ödeme emri ihtiva eder” ibaresinin yazılı olduğu, borcun sebebi olarak gösterilen dayanak belgelerin, ödeme emri ile birlikte borçlulara tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekip, icra müdürlüğünce yeni ödeme emri hazırlanarak borçluya tebliğ edileceği ve bu yeni ödeme emrinin yeniden itiraz / şikayet hakkı vereceği tabidir.
Hal böyle olunca; her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin ödeme emrinin iptaline yönelik kararı yerinde ise de, mükerrerlik şikayetinin esasının incelenmesi hatalı olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle, borçluların İİK’nın 58 ve 61. maddelerine dayalı şikayetlerinin kabulü ile ödeme emrinin iptaline, ödeme emrinin iptali sebebiyle sair şikayet nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde öncelikle mükerrerlik iddiası incelenerek takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 22.9.2023 tarih ve 2021/2567 E. – 2023/1482 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI:

Alacaklı tarafından şikayetçi borçlular aleyhine genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçluların icra mahkemesine başvurarak, ödeme emrinde alacağın sebebinin yazılmadığını, takip dayanağı belgelerin takip dosyasına sunulmamakla birlikte ödeme emri ile beraber borçlulara gönderilmediğini, takibin mükerrer olduğunu ve sair iddialarını ileri sürerek “takibin iptalini” talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince şikayetin kısmen kabul kısmen reddi ile takip dayanağı belgelerin borçlulara gönderilmediğinden bahisle İİK’nın 58/3 ve 61. maddeleri gereğince ödeme emrinin iptaline, mükerrer takibe ilişkin şikayetlerinin ise esastan reddine karar verildiği, kararın şikayetçi borçlular tarafından “mükerrer takip ve derdestlik nedeniyle icra takibinin iptalinin” de istenerek istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle takibin mükerrer olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulüne ve icra takibinin iptaline, sair taleplerin de konusuz kaldığı belirtilerek bunlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmüştür.

İcra hukukunda “derdestlik” hususunda pozitif bir düzenleme yer almamakla birlikte, İcra ve İflas Kanununda açık bir düzenleme bulunmadığı durumlarda medeni usul hukuku hükümlerinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyas yoluyla icra hukukunda da uygulanacağı tabiidir. Borçlu hakkında devam etmekte olan bir icra takibinin mevcudiyetine rağmen aynı alacaklının, aynı borçluya karşı aynı alacak sebebiyle yeniden icra takibi başlatmasının usulsüz olduğuna dair iddia, takip hukukunda mükerrerlik şeklinde nitelendirilmiş olup, medeni usul hukukundaki karşılığı ise derdestliktir. 1086 sayılı HUMK’nın 187/1-4 ve 194. maddelerindeki düzenlemede derdestlik; “ilk itiraz” olarak nitelendirilmiş iken 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesi ile 114/1-ı maddesinde yapılan düzenleme ile “dava şartı” haline getirilmiştir. İİK’da derdestlik iddiasının ileri sürülme şartları yönünden bir düzenleme bulunmadığından, HMK’da dava şartı olan derdestlik, icra takibi bakımından da takip şartı haline gelmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.01.2023 tarih ve 2021/2 E. – 2023/1 K. sayılı kararında; derdestliğin takip şartı olduğu, derdest bir takip varken aynı alacak ile ilgili aynı taraflar arasında ikinci bir takip yapmakta, alacaklının hukuki yararının bulunmadığı gerekçelerine dayanılarak, aynı anda hem kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip hem de rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağı yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Böylece, aynı alacak için değişik takip yollarına başvurulmasında yasal engel bulunmadığından yola çıkılarak, mevcut bir icra takibi devam ederken, alacaklının “tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla” aynı alacak için aynı borçluya, yeni bir icra takibi başlatmasında mükerrerliğin oluşmadığı görüşünün söz konusu içtihadı birleştirme kararı karşısında uygulama kabiliyeti de kalmamıştır. Bu cümleden olmak üzere icra takibinde derdestlik için takip türlerinin aynı olmasının gerekmediğinin de kabulü gerekir.
Dairemizce ilamsız icra takiplerinde mükerrerlik iddiası, borca itiraz niteliğinde görülerek bu itirazın İİK’nın 62. maddesi gereğince icra dairesine yapılması gerektiğine dair görüş istikrarlı şekilde uygulanmış ise de derdestliğin HMK’da dava şartı olarak düzenlenmesine ve bu hususun bahsi geçen Yargıtay Büyük Genel Kurulunun içtihadı birleştirme kararı ile de benimsenmesine paralel olacak şekilde görüş değişikliğine gidilerek, icra takibinin ilamlı ya da ilamsız olduğuna bakılmaksızın, mükerrer takibin iptali taleplerinin, takip şartı olarak değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak icra mahkemesine şikayet yolu ile getirileceği söz konusu şikayetin ise süresiz olarak ileri sürülebileceği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; somut uyuşmazlığın incelenmesinde, her ne kadar borcun sebebi olarak gösterilen dayanak belgelerin, ödeme emri ile birlikte borçlulara tebliğ edilmediği anlaşılmış ise de, borçluların icra mahkemesine başvuru dilekçelerinde aynı zamanda “mükerrer takip şikayetini” de ileri sürdükleri ve bu iddianın Bölge Adliye Mahkemesince de benimsendiği üzere yerinde olduğu görülmekle, takip şartı olan bu husus nedeniyle ödeme emrinin iptali yerine takibin iptaline karar verilmesi isabetli olup, takibin mükerrer olduğu açık olduğundan yeniden ödeme emri çıkarılması ve çıkarılacak ödeme emri üzerine mükerrer takip şikayetinin yeniden ileri sürülmesinin beklenilmesinin, icra takibinin gereksiz yere uzamasına sebep olabileceği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASI görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararın bozulması görüşüne katılamıyorum. 09.05.2024

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir