Etiket: Pasif Devre

  • 60 yaş sonrası için de tazminat hesabı yapılmalıdır. Fiili emeklilik yaşına bakılamaz.

    Özet: ücret, bir çalışmanın karşılığı değil ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemini olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 65 yaşın aktif çalışma devresi, bakiye yaşam süresi varsa bu sürenin de emeklilik ya da çalışma hayatının sona erdiği pasif dönemini oluşturduğu Dairemiz ve Yargıtay’ın yerleşik uygulaması ile benimsenmiştir. Destekten yoksun kalma nedeniyle tazminatın hesabında 60 yaşından sonra pasif devrede zararın oluşacağı ve bu zararının asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 51 Tazminatın belirlenmesi
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 52 ölüm
    • 6098 Sayılı Borçlar Kanunu madde 52 destekten yoksun kalma tazminatı
    • Tazminat hesabında pasif dönem hesabı

    T.C. Yargıtay  17. Hukuk Dairesi 12.02.2015 Tarih , 2013/16165 Esas 2015/2692 Karar (daha&helliip;)

  • İşgücü kaybından doğan veya destek kaybından doğan maddi tazminat hesaplamasında pasif dönemin zararı asgari ücret üzerinden hesaplanmalıdır

    Özet: Kural olarak bedensel zarar nedeniyle tazminat ileri sürme hakkı zarar görene aittir. (BK.m.47). Ancak, kişisel hakları zarara uğrayanların da tazminat talep hakları vardır. (BK.m.49). Burada da, kural olarak, doğrudan doğruya zarar görme koşulu mevcuttur. Ancak, kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi de hayatın olağan akışına, yerleşik değer yargılarına ve tecrübe kurallarına dayalı olarak belirlenecektir. Bir kimsenin beden ve ruh tamlığının ihlali sonucunda, onun yakınlarının da korunan varlıkları doğrudan zarara uğramış olabilir. BK.m.49 genel bir kural olup, öngördüğü koşullar gerçekleştiğinde, ruhsal uyum ve dengesi sarsılanın, kişilik değerlerine saldırı nedeniyle manevi tazminat isteyebilmesi olanağı vardır. Ailenin, kişisel değerler arasında önemli ve üstün bir yeri vardır ve kişilik hakkı aile ilişkilerini de kapsar.
    Somut olayda, yaralanmanın niteliği ve buna bağlı sonuçları ile aile ilişkisi göz önünde tutulduğunda, yaralanın eşi ve annesi olan davacıların kişilik değerlerinde eksilme duygusunu yaşadıkları, tecrübe kuralları ile sabit olup; ayrıca bu bakımdan bir ispat yükümlülüğü altında dahi değillerdir. Mahkemece davacılar … ve … hakkında da uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
    T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 22.11.2011 Tarih,   2011/3419  Esas 2011/12261 Karar (daha&helliip;)